Biz küçükken yine çok fakirdik

40 yılın başı akşamdan yaprak ıslamayı hatırlayıp sarma yapmışım. Bundan bahsetmemek olmazdı. Nitekim sarma yapmak değil, akşamdan salamura yaprağı suya ıslatmayı hatırlamak en zoru bana. Sarma pişerken mutfakta yeni başladığım dizim The Killing'i açtım, bir yandan o konuşurken ben de bir işe yarayayım dedim. Ne anadan fayda var, ne de olmayan kaynanadan dedim ve turşu yaptım. Böyle anneliği Türk kadınlığını çağrıştıran şeyler yapınca zaman zaman, bir tuhaf oluyorum. Bunu yaptığımı keşke bir şekilde zengin koca adayları görse. Allahım n'olur filmlerdeki ya da kliplerdeki gibi olsun, beni turşu kurarken gören zengin adamlar benimle evlenmek istesin. Hayatımda ağzıma ne içki, ne de sigara sürdüm, gece hayatından anladığım şey, gece acıkınca kebap söyleyip 10'da uyumak, ama hala evlenilecek değil, eğlenilecek kız olarak algılanıyorum.


 Tabi turşu yapmak 5 dakika sürdü, evde sadece biber olduğu için. Ama sarma pişmek bilmiyordu. Ben de boş zamanlarımda en çok yaptığım şeyi yaptım. İnternetten yemek tariflerine bakıp salya akıttım. (Dipnot: hala 34 bedenim)  Tantitoni'den yeni aldığım muffin kalıplarının siftahını yapmak için basit bir portakallı kek tarifi aldım. Sürekli tabaklarını boş iade ettiğim komşularımın gönlünü almak için sarmayı da keki de fazlaca yaptım. 

Portakal kabuğu rendesini de o çok yaratıcı zekamı kullanarak kendim ekledim. Evim biraz daha yuva gibi koksun istedim. Paylaşacak birinin olmadığı bir evden ne kadar yuva olursa artık. Kulağa biraz duygu sömürüsü gibi geldi biliyorum ama acımasın kimse bana. Evimi fakir biriyle paylaşacağıma yaşlı, kedili bir kadın olurum daha iyi. (Allahım sana ulu değil, deli sözüm olsun)


Hala evlenilecek kız gibi durmuyor muyum?

Dizi izlerken nar yemek istedim ama ekrana bakarken üstümü mahvederim diye üşenmedim bir güzel ayıkladım. Bunu bir erkek yapsa daha şık olurdu tabi güzel bir jest olurdu ama topunun ebesini siksinler. 

Küçükken çok fakir olduğumuz için eti kurbandan kurbana, o da lokma hesabı tutarak yerdik. İçimde büyük uhdedir, maaşımı danaya koyuna yatırıyorum artık. Sarmadan, kuru fasulyeye, makarnadan böreğe her şeyi etli yapıyorum. Sanki yeterince et yersem, o yılları telafi edebilirmişim gibi hissediyorum. 

Doktor 2 yıl önce ciddi demir eksikliğim olduğunu söylediğinde, verdiği ilaçların yanında bolca ciğer dalak böbrek yememi salık vermişti. Kan yapar, demişti. O dönem kahvaltıda böbrek sote, öğle yemeğinde ekmek arası ciğer, akşamları ise patates kızartması pilav eşliğinde dalak ciğer ızgara yer olmuştum. Demir değerlerim 1 gram değişmedi. Zamanında yiyemediğim ciğerler, bana küsmüştü. 

Demem o ki sevgili insanlar, biz küçükken çok fakirdik. 
Ama öyle böyle değil


Yorumlar

  1. lütfen siz hep post yazın ilgiyle takip ediyorum. :)

    YanıtlaSil
  2. Bayıldım tarzınıza, ne kadar içtensiniz. :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler sedenist. Yerden bitme boyumun, kara kuru gövdemin, kargacık burnumun, evde kalmışlığımın, yatılı okulda yaşadığım sorunların ve ailemin yoksulluğunun benim suçum olmadığını kabullendiğim yıl olan 2009'dan bu yana böyleyim. Onun öncesinde aşağılık komplekslerim ve elalem ne derci tavrımla sadece kendimi yıpratıyormuşum meğer.

      Sil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Entel Görünümlü Zengin Koca Avcısı