''Çok zor günler geçirdim vaktiyle'' imza: annelerimiz

Çok çekmiş anneler müfredatı
Bir okul olsa şimdi, fena mı olurdu? Kadınlara ne ise yaraları onu tamir etmeyi öğreten bir okul. Ne büzüştürdüyse evvelde omuzlarını, dönüp oralara intikam almayı öğreten bıçaklı bir müfredat. İçinde dans edeni ne bozduysa onu bulacak, dövecek, geldiği bela yuvasına geri göndermeyi öğretecek bir sınıf. Bağırman gerektiğinde korkmadan bağırmayı, öfkelendiğinde karşındakinin canını almayı öğreten bir ünite dergisi. Hayatın Cin Ali'si... Hatta Bir Cin Ayşe'si olsaydı okulların, acaba şimdi böyle mi olurduk? Şimdi sen kadın olmayı yeniden hecelesen, kerevete bindiklerinde, tepindiklerinde silkeleyip örtüleri "Savulun ulan!" diyebilsen...
Ne ki çok çekmiş annelerden öğreniliyor hayat. Çok çekmek, kanunu gibi kadınların. Kadın olmak için çok çekmek gerekiyor, öyle diyor anneler. "Aman bana benzeme. Akıllı ol!" derken ve sen ancak çok çektiğin anları anlattığında seni kucağına buyur ederek tam tersini mi söylüyor aslında evvelden yazılmış "çok çekmiş anneler müfredatı"? Cümle çok mu karıştı? Öyle oluyor zaten. Karışarak karıştırıyor seni çok çekmiş anneler...
Belki annen seni sevsin diye sen de çok çekmelisin. Böylece "iyi" kadınlar grubunda sen de hazin bir yer edinebilirsin. Böylece sen de çok çekebilirsin ve kızına çok çekmek bilgisini istesen de istemesen de geçirirsin. Böylece hep birlikte... Omzu kısılmış, karnı büzüşmüş, kahkahası içine kaçmış olarak... Kerevette bir kalabalık ve bir ömür daha gitti öylesine böylemesine şaşkın alabalık! 
Korkusuz Kadınlar Okulu olsa, iki gözüm. Kızlarımızı göndersek. Dünyayı devirebileceğini öğrense kızlarımız. Öyle kızlarımız olsa, korkusuz kızlarımız. Artık. Biz artık korkusuz kızlar doğursak. Çoğalsak.


(Ece Temelkuran)



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında