Şiir Her Yerde



Bugün iki saatliğine elektrik kesilince, bilgisayar icat edilmeden önce iş bulamayan it taşlayan insanlar ne ile meşgul oluyordu acaba dedim. Ve hatırladım. Kitap okuyorlardı. 
E benim de eşe dosta hava attığım dolu dolu üç kitaplığım var. Meğer yarısı öğrencilik yıllarımda okuduklarım, diğer yarısı da okulda tenefüslerde çocuklar ''Tuba hoca tenefüslerde kitap okuyor, demek ki her zaman kitap okuyor'' desinler diye okuduklarımmış. Bir suçluluk duygusu enine boyuna bedenimi kapladı. Okumaya ani bir giriş yaparsam bırakmam da ani olur korkusuyla hafiften, yani şiir kitaplarından başladım. Nasılsa şiir kitaplarında ortadan başladın, yarıda bıraktın, sıkıldın bıraktın gibi şeyler sorun olmuyor. Şiir kitapları sahibine kızmıyor. Hem hepsini daha önce defalarca okumuş olmanın verdiği rahatlıkla bazı mısraları gözümü kapatarak okudum. Bu da oldukça rahatlatıcı. Yahu en azından Youtube'dan hafif bir fon müziği açsam keşke elektrik gelse de dedim ama yine de teknolojiden kopmak öyle ani olmuyor. Adana yanıyor klima kapandı. Oda serinliğini muhafaza etsin diye tuvalete gitmiyorum. Mecbur kaldım gittim, pencere namına yapılan havalandırması sayesinde zifiri karanlık tuvalet. Elim tabi ki de kapıyı açmadan önce elektrik anahtarına gitti. Otomatik davranışlarımız teknolojiye bağımlı. Odadan çıkmış bulundum nasıl olsa, kendime bir kahve yapayım şiir okurken güzel gider dedim. Kakve makinesini fişe taktım, kendime sövdüm. Yıl olmuş 2014, elektrik kesintisi diye bir şey hala var. Kahveyi cezveye aktardım. Ocağın çakmağı yanmıyor. Meğer o da elektrikle ateşliyormuş gazı. Dumansız hava sahası residenceımda fellik fellik çakmak/kibrit aradım. Kibrit buldum, onunla bile elimi yakmadan ocağı yakmayı başarmam 8 kibrit çöpüne mal oldu. Elektrik gelene dek o kitaplar bekletilecek, okunmayacak ya, kendime türlü işler çıkarıyorum. Ben ayak işleriyle uğraşırken elektrik gelecek. Tüh, elektrik geldi, The Good Wife'ı izlemem lazım, neyse artık kitapları sonra bir ara okurum diye kendimi bir milyonuncu kez kandıracağım.  Neyseki elektrik geldiğinde şiirlere kapılmıştım bile. Romantik bir öğleden sonra oldu işte. Yalnızın romantizmi de böyle olur..



''Sevdiğim çiçek adları gibi,
Sevdiğim sokak adları gibi,
Bütün sevdiklerimin adları gibi,
Adınız geliyor aklıma''
(Melih Cevdet Anday-Bir Sis Çanı Gecenin İçinde)






''İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken,
Uyanır bakarsınız ki mavi''
(Orhan Veli- Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti)



''Daralan gecede 

boş yere aramak sevinci,

Beraberken acı yan,

Ayrılınca neden böyle çekici?''

(Behçet Necatigil- Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca)







''Bana artık büyü diyorlar,

Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından,

Karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.''

(Didem Madak-Pulbiber Mahallesi)

Yorumlar

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. "en geveze kuştur ümit; kalbimizde hiç susmaz"
    cenab şahabettin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "bir kadından geçince diğerine
      zannederdim ki aşkı bulmuştum.
      usanıp buseden, kadın yerine
      marazi aşka aşık olmuştum."

      Sil
  3. Kimi gün öylesine yalnızdım
    Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    Annem
    Ki beyaz bir kadındır.
    Ölüsünü şiirle yıkadım.
    Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Acının ortasında acısız olmayı,
    Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    Aşk diyorsunuz ya,
    İşte orda durun bayım
    Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    Kendimin ucunda
    Öyle ıslak,
    Öyle kötü kokan,
    Yırtık ve perişan.

    Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    Aşkı aşk bilir yalnız!
    DİDEM MADAK

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Allahını seven üstüme çanta atsın!! (İmza: Bütün kadınlar)