80'lerden bu yana değişen bir şey -tabii ki- yok

TEMEL ALINTI: (sayfa 64)

İzlenimlerime göre, köyde evlilik öncesi cinsel ilişki 

ender görülür, gerçekleştiğinde son derece ağır cezalar 

verilir ama varolduğuna da şüphe yok. Böyle bir ilişkisi 

olan ya da hakkında dedikodu çıkan bir kızın evlenmesi 

tehlikeye girer.

ARGÜMAN:

Evlenmeden cinsel ilişki bu köyde nadir gerçekleşen bir 

durum. Olduğunda ise ağır cezalar uygulanıyor ama 

bunlara rağmen köyde bu tür ilişkiler mevcut. 

Evlenmeden cinsel ilişkide bulunmuş ya da hakkında bu 

olayla ilgili hakkında konuşulduysa bile evlenmesi zor 

olur.

BAĞLANTI:

1980 Türkiye’sinde bir Anadolu köyünün görüş ve 

tutumları 2015 Türkiye’sinin köyünde değil anakent 

şehirlerinde bile hala devam etmektedir.

Evlenmek isteyen dayıma kız aramakla görevli olan 

insan 

anneannem bir kızın ‘kız’ olmasını bir adım saymamakla 

beraber hukuki bir dilekçede adının bir başka erkekle 

yazılmamasını hatta ortaokulda sınıf listesinde adının 

altında ve üstünde kız ismi olmasına bile önem 

veriyordu. Bu kadar da değil abarttım. Sadece okuldan 

eve evden okula gitsin, annesi domates soyarken kızı da 

sarımsak soysun istiyordu. İlerde kız için ‘‘filancanın 

kocası olmuş amma bakkalın oğluyla gülüşüyordu’’ 

cümlesindeki filancanın, oğlu olmasını istemiyordu.

ELEŞTİRİ:

Yazarın ‘’hakkında dedikodu çıkan kızın evlenmesi 

tehlikeye girer’’ şeklinde de değinmesi araştırmasındaki 

gözlemin tamamen gerçeği yansıtan ve hala yaşayan 

köklü bir tutumun göstergesidir. Bu konuda Türk aile 

yapısının bu konudaki hassasiyetinin altını çiziyor.


(İmza: Bihter Yöreoğlu)



Kitap Hakkında:

Erkeğin rahme tohumu bırakan yaratıcı; kadının da bunu 

besleyen toprak olduğuna inanılır. Tohum ve toprak – 

görünürde masum iki imge. Oysa aralarında bir hiyerarşi 

var; erkeklere atfedilen yaratıcılık ve hayat verme gücü 

onları simgesel olarak Tanrı’ya yaklaştırırken, kadınların 

besleyici rolü onları Tanrı tarafından yaratılanla, yani 

dünya ile eşleştiriyor. Antropolog Carol Delaney, Sünni 

bir Orta Anadolu köyünde yaptığı saha araştırmasından 

yola çıkarak, “yaratılış”la ilgili inanış ve simgeleri, ve 

bunların köylülerin, beden, cinsellik, evlilik, yeme-içme 

ve zaman-uzam algıları ile hanenin yeniden üretimindeki 

işbölümü ve milliyetçilik retoriğinin şekillenmesindeki 

rolünü inceliyor. Delaney’in temel tezi, “tekkaynaklı” 

üreme teorisi ile teolojik tektanrıcılık doktrininin 

birbirleriyle ilişkili olduğu; dinin ve yeniden üretimin ayrı 

ayrı ele alınamayacağı. Türkiye üzerine yapılan önemli 

antropolojik çalışmalardan biri olan Tohum ve Toprak’ta 

Delaney’in çıkış noktasını oluşturan sorular ise şunlar: 

“Neden tektanrılı üç dinde de Tanrı açık ya da kapalı 

biçimde erkek olarak simgelenmektedir?” ve “Neden 

biyolojik yeniden üretim değersizleştirilmiş ve böylece 

kadınlar düşük bir statüye yerleştirilmiştir?”.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında