Beterin Beteri Var, Haline Şükret Tuba

    Benim annem 28 yıllık hayatımın 23. yılında bana hiç hak etmediğim ve çok ağrıma giden bir şey söylemişti. Ortam ağlamaya uygun olmadığı için efkarlanamamıştım bile. Hatta içimden, ''Şimdi arabam olsaydı Ebru Gündeş, bir dahaaa bu yollarııı aynıı hevesleee yürür müyüüüüm?'' diye bağıra bağıra söylerdi, ben de onun sesini bastırana dek ağlardım.'' dedim. Siz de insansınız, bilirsiniz. Bazen üzüldüğünüzü kimse görmesin istersiniz. 
    Kindar biri değilim. Anneme kırıcı bir tepki vermediğim gibi küsmedim de, bir daha o konuyu açmadım da.
    Pucca'nın yeni çıkan kitabını okurken, annesiyle ilgili yazdığı sayfa ise beni çileden çıkardı. O anne müsveddesini o an elime almak istedim. Pucca'nın çocukluğuna gidip onu kurtarmak istedim. Tıpkı Özgecan'ı Avm çıkışında o minibüse bindirmemeliydim. Orada olmalıydım ve onu evine götürmeliydim diye kafamda o anı yeniden yazıp oynadığım gibi. Hayalimde Pucca'nın çocukken üvey babası ile yaşadığı eve gidiyor ve o herifle anne bozuntusunu dövüp Pucca'yı kurtarıyorum. 
         Ben, bir kız arkadaşımın sevgilisi kendisine ''Tuba'ya görüşmeyeceksin'' dedi diye aylarca kahroldum. Bunu gururuma yediremedim. 
     Anne yaa anne.. Donup, kaldım..
(Pucca Günlük- O Adam Buraya Gelecek)

Yorumlar

  1. Ben çocuk şubede öz babalarının tecavüzüne uğrayan 8 ve 12 yaşındaki ağlama krizine girmiş iki kızın müdafiliğini üstlenmişken, öz anne dışarda sigara üstüne sigara içiyordu, sinirden zangır zangır titriyordu ama sinirinin sebebi çocukların öz babalarını ifşa etmesiydi. Böyle anneler de var,yani adı anne, kendi değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :( Bu oğluna, kocasına toz kondurmayan ama öz kızını tecavüze istemiş olmakla suçlayan haysiyetsizler ne yazık ki bazen markette karşılaşıp selam verdiğimiz sokak komşumuz, bazen halamız, bazen gazetenin 3. sayfasını gözyaşlarımızla ıslattığımız, adı ve soyadı birer baş harf ve arasında noktadan oluşan herhangi bir yabancı. Ben 400 çocuğun öğretmeni, iki erkek çocuğun teyzesiyim. Ve çocuklara ve annelerine durmaksızın ensesti, aile içi şiddeti, yabancıdan değil evlerine girip çıkandan korkmaları ve ne yapmaları gerektiğini anlatıyorum. Çocukların susturulmasına asla izin vermeyeceğim.

      Sil
  2. Hayat şeref yoksunu insanlarla dolu denk gelmemek imkansız da ailede hiç çekilmezlerdi diye düşünüyorum ve çok şanslıyım diye de dua ediyorum yakınımda da var çok manyak anne babalar :/

    YanıtlaSil
  3. hiç bir yakınımca tacize uğramadım ama böyle bir olay duyunca yine de uğramışçasına acı çekiyorum. bütün o şerefsizlere elimden geleni ardlarına koymamak istiyorum.
    oğlum 2 yaşında henüz ama bi sineği bile incitmesin diye özenle yetiştirmeye çalışıyorum. ilerde böyle bir vukuata karışmasın diye.. böylesi duruma maruz da kalmasın diye.. hayatımızın merkezine alıyoruz, özenle yetiştirmeye çalışıyoruz çocuklarımızı.
    nasıl bir anne böyle şeylere göz yumar? onlar anneyse ben -ve daha fedakar niceleri- kim oluyoruz?
    kitaplardan okurken çok despotik geliyordu ama insan böyle şeyler duydukça Platon'un -ve diğerlerinin- yalnız seçkinlerin -hastalıksız, psikolojisi düzgün, eğitimli- çocuk sahibi olabileceği ütopyalarının uygulanabileceğini düşünmeden edemiyor insan..
    ne dedim ben?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gibi durumlarda biz öğretmenlere çok yükleniyorlar. Çünkü günah keçisi arıyorlar. Vay efendim her üniversitede Eğitim Fakültesi varmış, önüne gelen öğretmen oluyormuş. Öğretmenler yetiştiriyormuş sapıkları, katilleri.. Yahu tamam her önüne gelen öğretmen olmasın, hatta bize mesleğe başlamadan önce ve başladıktan sonra her yıl psikolojik test uygulasınlar. Kabul. Ama insanların gözden kaçırdığı bir şey var. Eğitim ailede başlar. Madem her önüne gelen öğretmen olmamalı, her önüne gelen de anne baba olmamalı. Sırf cinsel ilişki kurabiliyor diye (ki bu bir yetenek değil, en gerizekalı insanlar bile yapabiliyor) insanlara anne baba olma hakkı verilmemeli. Seçkin insanlar ya tek çocuk yaparken ya da hiç çocuk yapmazken, hasta, cahil, psikopat insanlar kedi gibi çoğalıyorlar.

      Psikopat nüfusu gün be gün artarken biz öğretmenler fabrikadan bozuk çıkmış hangi ürünü tamir etmekle uğraşabiliriz?

      Sil
    2. 30umdayım ve halen okuyorum.. bu yaşıma kadarki öğrenim hayatım boyunca pek aksini görmediğimden -sözüm meclisten dışarı- o öğretmenler de önce kendine bi çeki düzen versin lütfen. "mini etek giyenler taciz edin" diyen mi ararsın, "böyle yaparsanız size tecevüz ederler, Özgecan gibi olursunuz" diyenler mi... kendi geçmişimden örnekler vererek azbuçuk düzelen psikolojimi geri bozmak istemiyorum :)
      siz idealist öğretmenler de susturuluyorsunuz, sürgün yiyor ya da tehdit ediliyorsunuz. ben 33 yılını bu işe vermiş, sürgünlerden köy köy gezmiş, halen adı geçince önünü ilikleyen öğrencileri olan öğretmen bir babanın evladıyım. bundan 2 sene evvel babam "artık bu öğrenciler de, bu öğretmenler de, bu okullar da bana göre değil" diye emekliye ayrıldı. artık ne o garip öğrencilerle uğraşacak dermanı kalmıştı ne de gelişime kapalı, birey yetiştirmeden çok başka dertleri olan eğitim sistemiyle..
      72 günde öğretmen mezun eden bir milletiz biz... doktorumuz da öğretmenimiz de gübür gibi ama İNSAN yetiştiremiyoruz..
      sen öğretmeni iyi yetiştirirsen o da öğrencileri için elinden geleni yapar. elbirliğiyle olur bu iş..
      ailede başlıyor, eğitimle gelişiyor, çevreyle pekişiyor..

      Sil
  4. babamın anlatırken gözlerini dolduran bir anısı vardı. son görev yaptığı ilköğretim okulunda 3. sınıf öğrencisi 4 öğrenci bir köpek yavrusunu yakalayıp kazığa oturtmuşlar ve ateş yakıp çevirmişler. şimdi bile tüylerim diken diken oluyor.. biri şikayet edince idarecilerle birlikte çocukları çağırıp konuşmuşlar. çocuk o kadar övünerek anlatıyormuş ki olayı bizimkiler şaşkına dönmüş. "ben tuttum, falan çubuk getirdi, öbürü ateş yaktı...."
    babam dedi ki "işte ben bu çocuğa İslamiyeti anlatıyorum, peygamber-Allah sevgisi anlatıyorum, hoşgörüyü, günahı sevabı anlatıyorum. Sizce ben bu çocuğa ne verebilriim?"
    emekli olmasındaki son etken bu olaydı. meslek hayatı, hatta belki de yaşamı boyunca bir karıncayı incitmemiş olan babam o vahşeti yapan çocukların ölmesi gerektiğini düşündüğü söyledi.. o çocuk büyünce ne olacak belli...
    işimiz pek zor anacım yaaa :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim çalıştığım köy bir çeşit toplama kampı, sığınak. Farklı memleketlerden, geçmişlerden gelmiş çeşit çeşit aile. Hepsinin ortak özelliği okumamış olmaları. Bazı çocuklara bakıyorum, yoldan geçen karıncayı ezerim korkusuyla yolunu değiştiriyor, ailesine bakıyorum, ağırbaşlı, saygılı.. Bazı çocuklara bakıyorum, bahsettiğin canlılığın benzerlerini işitiyorum, ailelerine bakıyorum. Çoğunlukla kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir cinsel hayat, su sabun görmemiş kafalar, intikamcı kavgacı tavırlar.. İnşallah ileride çocuğum olup da topluma karıştığında ona layık bir anne olacağım. Her çocuk günahsız doğduğuna göre kimseyi tohumuna zehir bulaşmış olmakla suçlayamam. Çocuğun hayatına dokunan herkes onda bir iz bırakır. Onu bunu suçlamak, mızmızlanmak yerine hayatına dokunduğumuz her çocukta nasıl güzel bir iz bırakanileceğimizi düşünmeliyiz. Ben çocukken ve ergenliğimde tacizin pek çok çeşidini ne yazık ki tecrübe ettim. Benim elimin uzananileceği bir mesafedeki hiç bir çocuğun kötü muamele görmemesi için elimden geleni yapıyorum. Eliminuzanamadıkları için de dua ediyorum. Devlete rağmen güzel bir halk olacağız inşallah. Ben umudumu yitirmem

      Sil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Entel Görünümlü Zengin Koca Avcısı