Ah Bu Ben Kendimi

        Yaşarken çok ağladığım şeyler şimdilerde beni çok güldürüyor. Eskiden utandığım şeyler de şimdi gurur veriyor. Küçükken yerden çilek bulup yemiştim. Bunu asla kimse bilmemeli diye düşünüyordum. Yıllarca bunu kendime bile itiraf etmediğim bir sır olarak sakladım. Şimdilerde, ''Merhaba ben Tuba, biliyor musun? Küçükken çok fakirdik ve yerden çilek bulup yemiştim''le başlıyorum kendimi tanıtmaya. Evimizi arkadaşlarımın görmesini  hiç istemezdim. Bir keresinde evime gelmek için çok ısrar eden arkadaşıma sokakta uzunca bir tur attırdım, yorulur belki vazgeçer diye. Sonra evleri gösterip, ''bil bakalım hangisi bizim ev?'' diye sordum. Komiklikten girersem belki daha az ezilirim hani. Bugün, arkadaşlarımın görmesini en çok istediğim yanım, evim. Sokağıma gelen arkadaşlarıma telefonda, ''Başını kaldır etrafına bak, gördüğün en güzel ev benimki. Balkondan anlarsın zaten benim elimin değdiğini'' derken nasıl da kabarıyor göğsüm. Çocukken bir kadın akrabamın tacizine uğramıştım ve bunu çocuk aklımla nasıl becerdiysem oturup belleğimden silmiştim. 5 yıl oldu bunun suçlusunun ben olmadığımı anlayalı. Büyüyeli 5 yıl oldu. Beni üzen herkesi affetmeye başlayalı 5 yıl oldu. Bir kadının kendini aynada gördüğü haliyle kabul etmesi için para kazanması gerekiyormuş. Bunu öğreneli 5 yıl oldu. Para kazanmaya başlayalı 5 yıl..

        İlk gençliğimde Düş Sokağı Sakinleri dinleyerek ağladığım aşklarım, şimdi arkadaşlarımca ısıtılıp önüme getirilince kahkahalarımız sel oluyor, o günlerin gözyaşlarına karışıp ortalığı temizliyor. Bazı şeyleri, olması gerektiğinden daha erken yaşadıysam da, toplamda 28 yaşında bir kadının yaşamış olması gereken her şeyi çoğunlukla doğru yerde ve zamanda yaşadım. Bunun rehaveti çöktü hatta son 2 yıldır üstüme. 22 yaşımda Duman konserine gidip, sokakta bir bankta sabahladım. 11 yaşımdan itibaren her yıl başka birine platonik aşık oldum. 24 yaşımda Ölüdeniz semalarında yamaç paraşütüyle süzüldüm. 16 yaşımda üstüme 8 beden büyük gelen bol cepli pantolonumun arkasına sprey boyayla ''Dark & Dirty'' yazıp, Trabzon Uzun Sokak'ta turladım. 15 yaşımda mavi gözlü bir seyyar dondurmacıya ondan hoşlandığımı söyledim. Bana bir vesikalık resmini verdi. 1 yıl boyunca ona şarkı söyledim: ''Söz, sana yemin sana söz, kör olayım yalansa, değmedi değmez, yüzüme başka renkte iki göz!!'' Sonra tabi ki yeminimi bozup, onun en güzel  yeri kahverengi gözleri olan çocuğa vuruldum. 

       Çocukluk ya da ilk gençlik hayallerim gerçek oldu desem yalan söylemiş olurum. Hayalini bile kuramayacağım kadar güzel bir hayatım var. Ve istediğim zaman sevdiğim kadınları okuyacak kadar boş zamanım. Misal Ece Temelkuran:

''Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü. Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Âşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda. Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu. Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı. Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları. Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını. Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.''



Yorumlar

  1. Mimlesem mi diye düşünmüştüm de aman dedim yormayayım ki yorsam bundan iyisi çıkmazdı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen olmasan beni kim mimler ki zaten canım en yeni kankam

      Sil
  2. bir an çocukluğuma gittim ne samimi bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  3. Ben de Dilek sayesinde bloğunu öğrendim ve keşfetmek için neden bu kadar geç kaldım diye üzüldüm :) Severek takipteyim bundan sonra :)

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir yazı olmuş.. Gelmişim 30uma ama hala çocukken utandığım bazı şeyler aklıma gelince yine yüzüm kızarıyor. Tam da senin dediğin gibi gülüp geçilecek şeyler oysaki..
    Biz çok fakir değildik ama çok Çerkes'tik :) Annem başta olmak üzere yedi ceddimin hayatı elalemin bakışaçısı üzerine kuruluydu. "ayıp (haynap!)" öyle içimize işlemişti ki acıkmaktan, susamaktan utanır hale gelmiştik.. Masa altından büküp morartmak suretiyle uzanan o el sanki oturduğum bütün masaların altında var..
    Dalga geçmek olayın kalıntılarını hafifletiyor belki ama öğrenilmiş utangaçlık nasıl aşılır ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir insan kendisiyle ne kadar çok dalga geçiyorsa, o kadar çok saklamaya çalıştığı yarası vardır

      Sil
  5. Genç kızlıktan genç kadinliga geçiş yazısı bence. Çok sevdim.

    YanıtlaSil
  6. Çok samimi yazmışsın be.Büyümek sana çok yakışmış. Umarım daha güzel evlerin olur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Ummak ve beklemek, kadınlığa verilmiş iki cezadır.'' (Murathan Mungan). Hep beraber ummaya ve beklemeye devam...

      Sil
  7. Biz fakir değildik aslında hem de hiç değildik ama gittiğim okuldaki herkes zengindi, o yüzden fakir kalırdım onların yanında. Ev meselesini ben de yaşadım mesela sonra sınıflar değişti kendim gibi "memur çocukları" ile aynı sınıfa düştüm 10. Sımıfta. O zaman bir rahatlama geldi, bir kendim oldum. Hala da çok yakın görüşürüz dördümüz. 2 doktor 2 öğretmen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendinden zenginlerle aynı okulda, aynı sınıfta okumak konusu... Çevremdekilerde en sinir olduğum şeylerden biri. Dikkat edersen, çocuk yapan senin benim gibi orta sınıf aileler, lüks sitelere taşınıyor, çocuklarını lüks okullara gönderiyorlar. Sonra ''Ay bizim sitede en fakir biziz yaaa'' gibi muhabbetler dönüyor. Çocuk okulda Berkecan'ın Nike'ından görüp, isteme hakkını kendinde buluyor. Benim yeğenlerim de çok şımarık. Ve kendi ekonomik seviyelerinin üstünde çocukların olduğu bir okulda okuyorlar. Hep söylerim. Buyrun, benim çalıştığım okulda okuyun. Kendinizi çok zengin hissedersiniz.

      Sil
    2. Ben bi de devlet okulunda okudum, özel olsa bunalımım katmerlenirmiş herhal.

      Sil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında