İki psikiyatr kendi evlilikleri üzerinden başkalarına ders verdi!

      

     Mesleklerinde çalışkan, hırslı ve tanınan psikiyatristler. Arzugül Hanım, Özkan Pektaş’ın asistanıyken ona âşık olmuş. Bu sırada karısından yeni ayrılmış olan ve biri 10, diğeri sekiz yaşındaki iki oğlu ve yalnızlığıyla baş etmeye çalışan Özkan Pektaş, asistanının cazibesinden etkilenmiş.
Bir sene içinde evlenmişler, çoluk çocuk Arzugül Hanım’ın 45 metrekarelik evinde yaşamaya başlamışlar. İlk zamanlar anneliğin ne olduğunu bilmeden, üstelik kendisine tepki gösteren oğlanlarla baş etmekte zorluk çeken Arzugül Hanım, psikoloji kitaplarını bir kenara atıp çocukların sistemine uymuş. Kurallar ise zaman içinde herkesin katılımıyla oluşmuş. O karambolde bir de yeni bebek katılmış aileye. Özkan ve Arzugül Pektaş 14 yıl önce başlayan bu aşkın her şeye rağmen aynı hızla devam ettiğini söylüyor.
     İki büyük oğlan şimdi üniversite mezunu. Ufak olansa 12 yaşında. Kalabalık yaşamayı seven ailenin hayatı, İstanbul’a tepeden bakan 250 metrekarelik teras katında geçiyor... Onlarla ’genel anlamda’ evlilikleri konuşmaya gitmişken, kendi evliliklerini sorgularken buldum kendimi. Neden eskisi gibi evlilikler uzun sürmüyor, mutluluk evlilikle bir arada yürümüyor? Çünkü "Tembeliz," diyor, Özkan Pektaş: "Evlilik bir mücadeledir. İyi gitmiyorsa da, boşanmamak tembelliktir. Değişiklik yapmaktan korkmamak gerek. İkinci evlilikler bu yüzden daha güzel!" Arzugül Pektaş hemen atılıyor: "O zaman benim de bir hakkım var!"

- Evlilik kararını alan erkek midir, kadın mı? Yoksa her ikisi mi?
- Arzugül Pektaş: Evlilik kararını alan kadındır. Kadınlar evliliği hedef olarak görürler. Bir başarı sayarlar. Bir bütünü oluşturmak güzeldir. Yaşama destekle devam edebilmek güzeldir. Bir ömrü geçirme fikri vs.
- Özkan Pektaş: Erkeği nikâh masasına oturtan kadındır. Ama erkek yalnızlıkla baş etme konusunda kadından daha zayıftır. Erkek yalnız kalamaz.
- Siz de dahil mi?
- Ö.P: Ben de dahil. İlk evliliğim bittiğinde, iki sene sonra yeniden evlendim. Çok da âşık olmuştum.

- A.P: Özkan’ı tanıdığımda 26 yaşındaydım. İhtisas yapıyordum. Özkan’ı sevdim. İkinci evliliği olacağını, iki çocuğunun varlığını derin düşünmedim. Çocuklar çok küçüktü. Biri ilkokul bir, diğeri üçüncü sınıfa gidiyordu. Bu detayları hiç pürüz diye düşünmedim. 24 saat içinde babam yumuşadı. Evlendik.
- Ö.P: İki çocukla Arzugül’ün 45 metrekarelik dairesine taşınmışız. Küçücük ev, ikimiz de işte yoğun çalışıyoruz. Evde çocukların ödevleriyle uğraşıyoruz. Balayına çıkamamışız. Utanmadan bir gün ona "İdeallerindeki erkek miyim?" diye sordum. "Kusura bakma," dedi, "ciddi maddi problemler yaşayan, benden sekiz yaş büyük, çocuklu falan. İdeallerimde böyle bir adam yoktu," dedi. Ben de küstüm.
- A.P: Hiç alınacak diye düşünmemiştim. Bir küserse tam küser. Bu huyundan kurtarmaya çalışıyorum. Üzerinde çok konuştuk.
- Çocuklar?
- A.P: Annelik nedir bilmezken anne olmaya çalıştım. Ama anne olmaya çalışmak yanlış bir şey orada. Her şeyleriyle ilgilenmeye çalıştım. Bence babalarının eşi, yaşamlarında onlara destek verecek bir dost, bir abla olmak daha önemliydi. Anneleri hayattayken, anne olmaya çalışmak sürtüşme çıkaracak bir şey.
- Ö.P: Entegrasyon dönemi bayağı zor oldu. Bir taraftan deli gibi çalışıyoruz. Kirada, küçücük bir evde beş kişi yaşıyoruz. Çocukları yeni düzene alıştırmak zor oluyor. Arzugül’e yanlarında sarılamıyorum. Kıskanıyorlar. Bir yandan da gencecik bir karım var, ilgi bekliyor vs. Bu dönem beş-altı sene sürdü. Ama eve yansıyan kavgalar, küskünlükler olmadan.
- A.P: Yeni evlenmişsiniz. Ev biraz derli toplu olsun, giden gelen olur falan derken, baktım o düzeni oturtmak mümkün olamıyor. Ben de onlara uymaya başladım, eve gelip ayakkabılar çıkarılıp atılıyor. Ben de atmaya başladım. Böyle böyle ekip olduk. Zevklerimizi kendi şahsi zevklerimizden daha fazla, çocukların zevkine kaydırmaya başladık. Balayı yaşamadık, evlendik, sabah işe gittik.

Verimli olmak için hafta sonu çalışmıyorlar
Doç. Dr. Özkan Pektaş 20 yıllık psikiyatr. Balıklı Rum Hastanesi Psikiyatri bölümünün kurucularından. Her gün ağır, orta şiddette paranoid, şizofren, depresyon hastası, uyuşturucu, alkol bağımlısı pek çok hastaya bakıyor... Dr. Arzugül Pektaş, ise 13 yıllık psikiyatr. Son beş yıldır aile terapisi üzerine uzmanlaşmış. İlişkisinde huzursuzluk yaşayan pek çok çift, yardım için ona başvuruyor. İşlerinde daha verimli olmak için ikisi de cumartesi günleri hasta görmüyor, iki gün boyunca tatil yapıyorlar.

ERKEK EVLİLİKTEN NE İSTİYOR?
* Karısı ona karışmasın, özgür olsun istiyor.
* Erkek her şeyde skor ister, ne kadar para kazanacak, hangi arabayı alacak onu düşünür.
* Pohpohlanmayı sever.
* Erkekler bir sorumluluk gibi algılar evliliği.

KADIN EVLİLİKTEN NE İSTİYOR?
* Flört istiyor. Flört evlilikte seksin devam etmesinde kadın için önemli.
* Kendisine değer verilmesini istiyor.
* Kadınlar evliliği hedef gibi görür. Yaşam içinde olması gereken hedeflerden biri... "Bunu da başardım," gibi görülüyor.

Evliliklerinin kaçıncı yılında gelmeye başlıyorlar size? "Bizi birleştirin," diye mi başvuruyorlar? Yoksa uzlaşmalı ayrılık için mi?
- A.P: Bir yıllık evli de gelir, 25 seneyi geçmiş olan da. Erkek itiraf ediyor: "Biriyle birlikteyim. Seni de onu da seviyorum, zamana ihtiyacım var," diyor. Böyle bir evliliği toparlama şansınız çok az. Kadın "Biraz zaman vereyim, yanlışını anlayacak," diyor. Bana öyle gelen bir hasta var. Altı yıl geçmiş, kocası hâlâ anlayamadı! Kurtarılan evlilikler de var, boşanmalar da. Karara müdahale etmiyoruz.

-Erkeği evliliğe ikna eden kadın, ayrılma kararında neden zorlanıyor?
- A.P: Eşiyle bir kimlik kazandıysa, kendine ait kimliğini oluşturamamışsa, eşsiz bir yaşamı hayal bile edemiyor. Kadınlar eşleri sayesinde kendilerine değer katıldığına inanıyorlar. Ama sahte bir değer bu. Eş bir gün ölebilir de. Evlilik bir gün bitebilir de...
- Ö.P: Kadın evlenince geri planda kalmayı tercih ediyor. Erkek hedeflerinde yükseliyor, kadın geride kalıyor. Yaşam içinde geride kalış, evin içinde agresyonu artırabiliyor, öfke duyulabiliyor, erkek de karısını değersizleştiriyor. Bu yüzden hedeflere birlikte yürümek önemli.
- A.P: Kadınların uyanık davranıp kendi gelişimlerini sağlamaları şart. Ve asla alçakgönüllü olmamalılar. Bu devirde alçakgönüllü olmak yanlış bir şey. Karşındakinin değerini bilmek böyle oluşuyor. Değersizleştiğinizde, eşinizin hayatını yaşamaya başlıyorsunuz...

- Koca kolay ikna oluyor mu psikiyatra gitmeye?
- A.P: Kocasını psikiyatra getirme kararını kadın veriyor.
- Ö.P: Kadınlar olmasa psikiyatrlar aç. Kadıncağız geliyor diyor ki, "Size kocamı getirmem lazım. Ne olur tedavi edin, aldatmasın beni..." "Bize hançerlenen gelir, tedavi edilmesi gereken sizsiniz," diyoruz. Erkeğin en nefret ettiği şey kayıptır. Kadın öyle bir varlık ki, önce ağlıyor, sızlanıyor, sonra kapıyı öyle bir kapatıyor ki tam kapatıyor. Kadın bir soğudu mu... Mesela eşinizin yaptığı omlete "Kötü olmuş," dediğinizde, cinselliği bir 10 sene gider.
Uzun ömürlü bir evliliğin olmazsa olmazı nedir?
- Ö.P: Seks. Kadının cinselliği sabahın 06.30’unda başlar. Erkek, kadın cinselliğinin kendisininki gibi olduğunu düşünmemeli. Bize gelen erkeklerin şikâyeti çoğunlukla şu: "Karım benimle yatmıyor."
- A.P: Kadın, "Kocam bana iyi davransın, güzel şeyler söylesin, ondan sonra birlikte olurum," diyor. Erkekse "Biz cinsellik yaşayalım, güzel şeyler ondan sonra," diyor. Tam bir kısır döngü. Kadınlar evlilik içinde flört devam etsin istiyorlar. - Ö.P: Bir yıl cinsellik olmadı mı hukuken evlilik geçerli değildir!

- Cinsellik olmadan uzun yıllar süren evlilikler var... Nasıl sürüyor peki?
- A.P: Kopulmuş ama o adı korumak adına yürütülen birliktelikler var. O aşamada psikolojik yardım almak lazım. Çünkü kişinin kendine bakışını da bozan şeyler bunlar. Pek çok kadın eşi olduğu halde cinsel isteksizlik yaşıyor. Eşi ona ömür boyu dokunmasa da çok mutlu yaşayacak. Kadının atladığı bir şey var. Bu durum kendisini derinden nasıl etkiliyor? Zedeleniyor. Kıskançlık başlıyor. Kendine güvenini kaybediyor. Başlayacağı, döneceği yeri bilemiyor..

- 10 yılın üzerindeki evliliklerde, mutlu seks mümkün mü?
- Ö.P: Her yaşta baştan çıkarıcı olabilir insan.

- Evlilikte mutlu olmak için ne yapmak gerekiyor?
- Ö.P: Her şeyi planlamak gerekiyor. Cinselliğinizden gezeceğiniz yerlere, yapacağınız alışverişlere kadar... Plan renk demektir. Mesela evlendiğimizde ben sadece çalışmaktan zevk alan biriydim. Hobim hiç yoktu. Arzugül "Bu yaşam böyle geçmez," dedi. Dizginleri eline aldı. Kadın, erkek gibi değil. Daha uzun soluklu bir varlık. Cumartesi çalışmama kararı aldık. Ayda bir kez üç-dört gün tatile gidiyoruz.

- Arkadaşlarınız ’mutlu olma tüyoları’ ister mi sizden? Sorunlarını anlatırlar mı?
- Ö.P: Çevremiz açısından da sıkıcı insanlarız biz. İnsanlar yanlarında iki psikiyatr istemiyor aslında.
- A.P: Günlük yaşamlarıyla ilgili bir şey söylediğimizde alınıyorlar. Arkadaş kaybettiğimiz de oldu hatta. Bilirkişiyi özel hayatlarında istemez insanlar.
- Ö.P: Birisi bize "Ne burcusun?" diye soramaz mesela, ya da histerik bir şekilde bayılmayı kaldıramayız. Ruh hekimi olmanın getirdiği sıkıcılık. Oyunları görürüz. Yakın arkadaşlarımızın bize tahammülü zor.

- Birbirinize tahammülünüzün sınırı nedir? Başkalarının oyunlarını görüyorsunuz. Ya birbirinizinkini?
- Ö.P: Arzugül’ü çok iyi tanısam, ona tam sahip olsam, her şeyini bilsem belki boşanırdım. Ona tam sahip olamamak, hâlâ karımda yeni bir şeyler görmek evliliği devam ettiriyor.
- A.P: Evliliklerde konuşmak çok önemlidir ama konuşmak deyince her şeyi anlatmak değil. İlgi çekmek için birtakım dolaylı anlatımlara başvurmak, ikincil kazançlar için hastalıkları kullanmak vs. İkimizin de buna tahammülü yok. Bu evde naz yapılamaz mesela. Oyunu görürüz. "Yine paranoid oldun Özkan," derim.
- Ö.P: "Arzu, senin de obsesifliğin tuttu yine," diye söylenirim. Detaycı, ayrıntıcıdır. Ama kuşbakışı görerek olayları iyi analiz eder. Boğazımıza kadar ikimiz de hikâye doluyuz. Bize hayatlarını açıyorlar. Bu hikâyeleri dinledikten sonra birbirimize kapris yapmak, dolaylı şeyleri kabullendirmek gibi bir çaba olmuyor.
- A.P: Özkan daha nörotiktir. Dramları, acıları sever. Acıların düzleştirilmesi ise bana düşer.
Evlilikte eşler birbirine dolaylı yollardan mı mesaj vermeye çalışır?
- Ö.P: Aldatmalar vs. Çiftlere hep şunu söylüyorum, "Artık evliliğiniz eskisi gibi olmayacak, ama daha güzel olacak". Çünkü, birbirlerine daha açık oluyorlar. Dürüstlük demiyorum. Evlilikte dürüstlük yoktur. Uygun olan ya da olmayan vardır. Koca aldatıyor, vicdan azabı çekiyor, sonra gelip karısına açıklıyor. Rahatladığını düşünüyor. Kadın unutmuyor...

- Neden "Evlilikler eskisi gibi olmayacak," diyorsunuz?
- Ö.P: İletişim çok arttı. Yaşam çok kolaylaştı. Birçok konuda, kadın erkek ilişkileri daha kolaylaştı. 25 sene önce bir sevgiliyle el ele dolaştığımız zaman polis gelir, "Ne oluyor kardeşim, evlilik cüzdanını göster," derdi.
- A.P: Toplumsal baskı da azalıyor. Gün geçtikçe daha kabullenir bir toplum oluyoruz. "Aldatma olabilir bir şey, herkes aldatıyor," denmeye başladı.
- Ö.P: Kadınları doktorları, bir de kuaförleri iyi tanır. Erkekler tanımıyor. Kadının en çok istediği şey ilgidir. O ilgiyi kestiğinizde evlilikte ciddi problemler başlar. Dış tehlikelerin de bu kadar arttığı bir dünyada Allah’a bırakarak evliliği götüremezsiniz. Tanıdığım kadınlar var. Milyarlarca lirası var ama eşinden ilgi görmüyor. "Bir güle giderim doktor," diyor. Eşinizi bir kere aldatırsınız. "Bir kez olsun kocanızı affedin," diyorum, "ama ikinci kez olursa arkanızdayım." Boşanmalarda 10 yaş öncesi anne veya baba kaybı ağır kayıptır. Başbakanlık koltuğu, karı-kocalık koltuğu, anne-babalık koltuğu aşırı dürüstlüğü kaldırmayan koltuklar! Buralarda uygun davranışlar önemli.
- A.P: Ama kural hatası olmadan. Dürüst olmamak aldatıp, yalan söylemek, hırsızlık yapıp söylememek değil. Temel birtakım prensiplerde değil küçük detaylarda belki...
Yazar: Tuluhan Tekelioğlu
Kaynak: http://Sabah ve www.kigem.com

Yorumlar

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında