Neden Blog Yazdığım Umrunuzda mı?

        Hepimiz kendimizden bahsetmeye bayılıyoruz. Anlıyorum ama konuşamıyorum olayı bizde sadece İngilizce söz konusu olunca geçerli. Türkçe anlamıyoruz, çünkü dinlemiyoruz. Çünkü başkalarının ne yaşadığı ya da ne düşündüğü umrumuzda değil. Ama çok iyi Türkçe konuşuyoruz. İyi konuştuğumuzu kanıtlamak içinse sürekli kendimizden bahsediyoruz. 

       Bir kaç gün önce ev oturmasına gittiğim arkadaşım kahvenin şekerini nasıl aldığımı sordu. ''Çok şekerli sevdiğimi bilmiyor musun hala yaaaaa!!'' derken, nasıl sinirliyim nasıl.. Sen kim oluyorsun da benim kahveyi nasıl sevdiğimi bilmiyorsun! En sevdiğim yemeği ve sevmediğim tek yemeği, tuzu sadece haşlanmış mısır üzerinde sevdiğimi, çocukken cennet hayalimin bir odada dolusu muzdan ibaret olduğunu, kapıdakine ''kim o?'' diye sorduğumda ''beeen'' denmesinden nefret ettiğimi nasıl bilmezsin. Ben önemliyim. Aslına bakarsan, ben en önemliyim.

        Dolayısıyla blog maceramın neden ve nasıl başladığını hepinizin bilmek için can attığını görebiliyorum. Bütün evli kadınların salak ve sümsük olduğunu, bütün evli erkeklerin ise sapık olduğunu düşünen at gözlüklü bir gerizekalıyım. Evlenmeden kendini gerçekleştiremeyeceğine inanan zevzek Türk milletine, bekar kalarak da nasıl on numara beş yıldız bir hayat kurulabileceğini göstermek için bu gereksiz blogu açtım. Bazı kadınlar gibi götüme güvenmiyorum, götümü sergilemiyorum. Bazı kadınlar gibi zekama güvenmiyorum, kariyer yapmıyorum. Erkekleri hiç karıştırmayalım. O denyoların güvenmedikleri hiç bir şeyleri yok zaten. Onlar her konuda bizden üstünler. Aferin onlara. Neyse, ben koca ve baba parası olmadan kurduğum hayatıma güveniyorum. Sizlere hava atmak için blog açtım. Ve alıntı yapmayı çok seviyorum.

"Women who pay their own rent don't have to be nice."

                      -- Katharine Dunn

Evimle hava atıyorum ve sizler de sağ olun iyice götümü kaldırıyorsunuz. Feci şımarıyorum. Blogun beni şımartmak dışında bir yararı daha oldu. Kafası Karışık Dilek'le tanıştım. Ve beni görmeye Adana'ma geldi. Dilek'i seviyorum. Siz de sevin. 

Yorumlar

  1. Benim umrumda kahveyi nasıl içtiğin ya da neden blog yazdığın. Ben de blogspot'a şükran borçluyum ilk kez Adana'ya gittim Tuba'yı gördüm ve ben de seni çok seviyorum senden tavsiye istediğim her koşulda makul yolu gösterebildiğin ve beğendiğin bir şeyi açık açık söyleyebildiğin için :) Samimiyetine çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyseki sen balık sevdiğimi, ''kahvaltıda bile'' çay içmediğimi, kahveyi çok şekerli içtiğimi biliyorsun ve sana geldiğimde bildiklerini uygulamalı olarak göstereceksin.

      Sil
    2. Emin olabilirsin hepsini yazdım bir kenara şimdi bekliyorum seni sabırsızlıkla :D

      Sil
  2. Herkes bencildir sadece dozları farklıdır. Kendine haksızlık etme. Emeginle ve yardimsiz başardığın hersey icin istediğin kadar övünmeye hakkın var. Ki ovunmelisin de. Sonra o emeğe herhangi birseymis saygısızlık etmeye baslayabiliyorlar çünkü. Ne kadar çaba harcadığını görmezden geliyorlar. Devam et iyi böyle ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence herkes aşırı bencildir. Sadece bazıları iyi rol yapar

      Sil
  3. Aaaa evet gorgusuzlugun had safhada.Evinlede!!! baya bi hava atmissin...Zira (niyeyse)tüm arşivini okudum.Ama aklima takilan soru niye blog yazdigin değilde , ayri eve cikmak için aileni nasil ikna ettigin oldu...Ayrıca evliyim(eminim sende yorum yazanlari tanimak için can atiyorsundur;p)neyse merakimi gidersene^÷^
    Betul

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm yazdıklarımı okuduğun için teşekkür ederim Betül. Türkiye'de yaşayıp da bekar kalmak çok zor olduğu için evli olmana şaşırmadım. Bana hakkındaki meslek, medeni durum, memleket gibi sıkıcı bilgileri verme. Mesela iyi bir film tavsiyesi ver. Ya da dekorasyon fikri. Ayrı evde yaşama konusuna gelince... Hayır ve şerle ilgili bir hadis var, duymuşsundur mutlaka. Kendinşe ilgili hayır gördüğünde şer, ya da tam tersi olabiliyor. Babamın bazı sorunları var. O sorunlar sebebiyle 14 yaşında Mersin'den Tranzon'a yatılı okumaya gittim. Bir daha da ailemin yanına sadece bayramlarda el öpmeye gittim. Yani annem alışkın benim bu halime. Ağabeyim de çok erken yaşta yurtdışına çalışmaya gitti. Ablam da şehir dışına çalışmaya.. Sonra ikisi de evlendiler. Ben çalışmaya başladım. Ve ailemin yaşadığı şehre çok yakın bir köyde hem de. Ve anneme, göçebe hayat yaşamaktan bıktığımı ve Adana'da tek başıma bir ev kurmak istediğimi söyledim. ''En iyisini yaparsın kızım. Ben babana alışkınım. Sen alışkın değilsin, idare edemezsin'' dedi. Bavulumu aldım çıktım, demek isterdim ama bavulum bile annemlerde değildi zaten. Arkadaşımdaydı. Ama ayrı eve çıkmam çok iyi oldu. Şimdi haftada 1 gün bende kalıyorlar. Gezdiriyorum falan. Kızlarının para kazanması, onlar için müthiş bir olay. Bazı haftalar da ben gidiyorum, temizlik, dışarı işleri falan varsa onlarla ilgileniyorum. Çocukken ailemin kopukluğu beni çok üzerdi, şimdi iyi ki korumacı bir ailem yok, diyorum. Çok uzun yazdım ama bütün arşivimi okuduysan sıkılmazsın. Sen beni sevdin bence. Evlilere söylediğim onca lafa rağmen okuduğuna göre. :)

      Sil
  4. ^_^sevdim tabiki..Evlilere ettiğin onca lafın yanında gerizekalı(Senin tabirinle ,ben öyle düşünmüyorum)olduğunu kabul etmen, ettiğin lafların göze batmasını engelliyor(inandım yani:p)Ayrıca kedi yetişemediği ete murdar dermiş:))
    İlk fırsatta evlenmek için can attığını biliyorum;)
    Neyse sorum için verdiğin samimi cevaba teşekkür ederim.Geçmişin için üzüldüm,An'ın için mutlu oldum falan karmaşık bişeyler işte.Ama ayrıca bu konuyla ilgili yazarsanda sıkılmadan okurum emin ol.
    Dekorasyon konusunu da kitaplığından kurtulunca konuşuruz:))
    Sanırım bende çok uzattım.Üzgünüm...
    Sevgiler
    Betül

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız ''bende'' değil, ''ben de'' olacaktı. Bütün yazılarımı okuduysan zaten aslında evlenmek istediğimi ama çevremde gördüğüm evliliklerden dolayı seçici hale geldiğimi bilmelisin. Hayır, ben seçiciyim de, benim gibi seçici adam da beni seçer mi, bilinmez. 120 boyuma, tahta mememe ve karga burnuma bakmadan, zengin bir koca arama hakkını kendimde görüyorum. Evli kadınların salak olduğunu düşünme sebebimi yazayım, çünkü suçlu hissettim. Çok genelleme yaparım ben. Hatta her cümlemde birilerini kategorize ederim. O kadar yobazım yani. Dar bir arkadaş çevrem var. Hepsi ya öğretmen, ya evhanımı, ya öğrenci. Bunlardan evli olanlar, kocaları hiç hak etmediği halde, onlar için varını yoğunu feda eden kadınlar. Sonra da bana gelip, ağlayan, çözüm yolu arayanlar. Yalnız yaşadığım için evim Mor Çatı vazifesi üstleniyor. Kadınların evlendikten sonra zekalarının düştüğüne inanıyorum. Öyle SAF (SALAK) ' ız ki, bir erkeği nikah masasına oturtmayı bir beceri olarak görüyor ve ondan sonra düşünme yetimizi bir kenara koyup, kocamızın aklıyla yaşamaya başlıyoruz. Maaş kartımızı herifin eline veriyor, üstüne bir de kredi çekip eline koyuyoruz, evi arabası olmayan adamla evlenip, bir ömür onun borçlarını ödüyoruz, kocamız için ailemize, arkadaşlarımıza yüz çeviriyoruz, kocamız elimizden kaçar diye telefonlarını kurcalıyor, şifrelerini ele geçiriyoruz, çocuk yapıp ev kölesi oluyoruz, anamızdan doğma amacımızmışçasına sabah akşam ev işi ve yemek yapıyoruz, adamların umrunda bile olmuyor. Kısacası Türk kadını evlenince kendini bir kenara bırakıp, kocası ve çocukları için yaşıyor. Bu da bana salakça geliyor.

      Kitaplıktan kurtulmama daha vakit var yaa :( Dünden beri antika bir gardrobun peşindeyim. Gardrop sahibi kadına yenisini almam gerekiyor elindekini bana vermesi için. Masraflı bir dönemden geçiyorum

      Sil
    2. Aaa merak etme..Her kel'in bi kör alıcısı vardır.Seni de kakalayacak biri çıkar yaa ;p
      Kadınlar konusunda haklı olduğun yerler var tabii.Mesela ilk başta o cicim aylarının rehavetiyle (tabiri caizse) ipleri veriyorlar sonra geri alabilene aşk olsun.Sırf şirin görünmek istemeleri tüm hayatlarına mal oluyor.Neyse yapacak bişey yok ,kendi düşen ağlamaz:))
      Antika gardrop koleksiyonu mu yapacaksın?İnsan kendini kaptırınca kurtulamıyor haberin olsun;)Hastalık yani.Çöpçü diye adı çıkıyor insanın.Kendimden biliyorum. Ama umrumda mı o ayrı!!Çok zevkli:)
      Neyyyyysse insan hatamı en son söyler.Ne yapayım imla bilgilerim bu kadarına yetiyor.Evet söylemen kötü değil , öğrendim ama utandım:((
      Betül

      Sil
  5. "Papucumun Leydisi" ismini çok iyi bulmuşsun, okudukça daha belirginleşiyor.
    Tuzu ve muzu yazdım bir kenara, belki birgün işe yarar :)
    Bir alıntı da benden gelsin;
    "Herkes sizi seviyorsa mükemmel bir yavşaksınız demektir.."
    Si yuu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bağlaç ve ek konusunu çalışıp da gelmişsin. Sevindim.

      Sil
    2. Her şey senin içindi

      Sil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Allahını seven üstüme çanta atsın!! (İmza: Bütün kadınlar)