Morning Morning Arabesking

''Bana kısmet değil 
dizinde yatmak,
Dizinde yatıp da 

yüzüne bakmak.''


7'de uyandım. Acımdan ölürken kahvaltı hazırlamaya üşendim. 2 saat eringeçlikle kıvrandım. Bir parça ekmeğin içine pastırma ve peynir koyup, yuvarladım. Arabeske bağlamaya da üşeneydim ya. Bu Youtube'a sıradaki videoya otomatik geçme özelliğini ekleyenin... Allah razı olsun diyelim. Hop terelelli şarkılarla güne başlıyorum. Hoop, bir de bakıyorum, Youtube kendi kendine arabesk bir videoya geçmiş. 

Yıldız Tilbe söylüyor bir Erzincan türküsünü. Tanrıdan Diledim bu kadar dilek, o yarin yüzünü bir daha görek. Hangi yarin demeyin, inanın ben de bilmiyorum. Bu türküler size sevdiğiniz adamları hatırlatıyor biliyorum. Bana kendime acıyıp durduğum eski günlerimi hatırlatıyor. Aşk falan değil. Aşk, zengin hastalığı. 

Ağlayasım geliyor, balkonda toplanmayı bekleyen çamaşırlar bana göz kırpınca geçiyor. 

Biraz yutkunuyorum, azıcık kendimi sıkıyorum. Gözlerim hafiften yanmaya başlıyor. Evet, şimdi olacak derken, bu kez makyaj masamın üstündeki English Home'dan aldığım ferforje takı askısını görüyorum. Takı takmıyorum ki, hemen bunun üstünü boşaltıp, balkonda değerlendireyim diyorum. Hooop, yine ağlayamadık iyi mi?




Aha, Yotube şarkıyı değiştirdi. Yıldız ablam bu kez daha fena sıçacak ağzımıza. Sıkı durun, Yarabbim'i söylüyor. İnsan Yarabbim derken bile, senden başka beni duyan yok, acı bana, insaf et, beni görmezden gelme diye yaradana haykırıyor.

''Gelmezsin kahretsin
Bilmezler ne hainsin
Sen kurtar Yarabbim
Yanıyorum ateşlerde
Sormazsın beni bilirim
Kırmazsın zincirlerini
Sen kurtar Yarabbim
Yanıyorum…''

Off, ne yanması yaa! Yanmak nedir ben bilmiyorum. Aklıma sadece Tuğba Ekinci'nin ''yanma demezler yanan adama, yanıyorum ben de inadına, bu gece de uyku yoktur yine bana'' demesi geliyor. Tabi ki de sadece içimdeki Yıldız'ı susturup, Tuğba Ekinci'yi çığırtmakla kalmadım. Koşup, şarkıyı da aynen değiştirdim. 

Arabesk salak halimden normal halime dönmem için, şarkının sadece hareketli olması yetmiyor. Aynı zamanda saçma olması gerekiyor. O saçmalık hissi, beni rahatlatıyor. İşte gerçek hayat böyle. Komik ve salak. Bak kızım, gördüğün gibi ortada kafaya takacak bir şey yok.

Üniversitedeyken geceleri korku filmi izlerdim. Ardından uyuyabilmek ve hatta uyku öncesinde tuvalete gidebilmek için televizyondan magazin programı açardım. Gerçek hayatın komikliği ve salaklığına dönünce korkum geçerdi. Kendimi güvende hisseder, rahatça korkudan dolan mesanemi boşaltır, uyurdum.







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Allahını seven üstüme çanta atsın!! (İmza: Bütün kadınlar)