Yine Ekşisözlük'e uğradım








Bugüne dek, erkeklere saydım döktüm ama 
Ekşisözlük'te Evlenmemek için geçerli ve güzel nedenler 
başlığı altında yazan bir beyefendi, bana kendimi 
sorgulattı. İki güleyim diye tıkladığım başlıkta bende soğuk duş etkisi yapan yazıyı okuyun. Evli bir erkeğin ağzından evliliğin kendi tecrübelerinden ibaret kötü yanları. Ben de evlenip çocuk yapınca bu adamın karısı gibi olabilirim. Bencil ve kavgacıyım çünkü. Allah afatından esirgesin



''mevcut evliliğime bakarak zilyon tanesini sıralayabileceğim sebeplerdir.

1. işe gitmeni kafa dinlemek ve çocukla ilgilenmekten kaçmak için bir fırsat olarak algılayan bir kadınla hayatı paylaşmak istememek.

2. akşam işten eve geldiğinde, hemen hemen her gün bir bahane bulup saat 6 da çocuğu sana bırakıp (üstünü değiştirmene tuvalete gitmene bile izin vermeden) çocuk uyuduktan sonra eve geri gelip sonra da ben çocuğa bakıyorum akşama kadar yoruluyorum sen de şimdi biraz bana hizmet et diye emirler yağdıran (çamaşırları as, makineyi çalıştır, su getir, acıktım bir şeyler hazırla .. ) bir kadınla hayatı paylaşmak istememek. hele hele 4 yıllık evlilikte o kadından bir bardak su bile istememiş bir bünyeye çok dokunuyor bu.

3. evin eksiklerini gidermek için çocukla birlikte markete gidip biraz meyve sebze aldı diye “artık eve bir şey almıyorsun, bütün ihtiyaçları da ben gidermeye başladım” diyen bir kadınla aynı evi paylaşmak istememek. 

4. eve gelmeden hemen önce arayıp alınacaklar listesini (genellikle en az 7-8 kalem) sayıp telefonu kapatan, bir tanesini unuttuğunda da “unutkan pezevenk”, “sen iyice unutkanlaştın, doktora git”, “zavallı” gibi hakaretler eden bir kadınla aynı evi paylaşmak istememek.

5. teknoloji konusunda cahil olup (olabilir genellikle de öyledir zaten normaldi) ama senin o konudaki çabalarına bakıp (mesela modem arıza yapmıştır, internet gitmiştir) “ne yapıyorsun sen saatlerdir internet başında”, “yeter artık biraz da çocukla ilgilen” diyen ve cehaletini kabul etmeyen bir kadınla hayatı paylaşmak istememek. 

6. aşk-ı memnu, fatmagül’ün suçu ne, yer gök aşk, lale devri, türk malı, vs. bilimum yapımları izleyip senin tercihlerine saygı göstermeyen bir kadınla her gününün ortak geçmesini istememek. kıvanç tatlıtuğ görünce dibi düşen, kuzey güney’in gelmiş geçmiş en iyi yapım olduğunu düşünen bir kadını her gün görmek istememek.

7. cahilliğini her zaman belli eden, ama zerre yüzüne vurmadığın halde seni gerizekalılıkla, görgüsüzlükle suçlayan bir kadının sesini her gün duymak istememek.

8. evlenmeden önce 50 kilo, evlendikten 4 yıl sonra 70 kilo olan bir kadınla aynı yatağı paylaşmak istememek. (bacaklarından kaynaklanan bir rahatsızlık nedeniyle doktora gitmek ister ancak ağdaya gitmeden doktora gidemeyeceğini söyler, halbuki kocasına kıllı bacaklarını her gün sergilemektedir.)

9. sana ağza alınmayacak küfürleri ettikten sonra hiç bir şey yokmuş gibi davranıp, akşam yatakta ona dokunmak istememeni, “hayatında başka kadın mı var senin” şeklinde yorumlayan bir kadına karşı sorumlulukların olmasını istememek. 

10. hayatında alışveriş konusundaki tek felsefesi “kalitelisini alacaksın, kalitelisi de pahalıdır” olan sonradan görme bir kadınla geçinmeye çalışmak istememek. (örnek: çok işlek bir yerdeki kazıkçı balıkçıdan balık almak yerine, aynı balığı belki daha kalitelisini daha ucuz ama uzak bir yerden aldın diye seni cimrilikle suçlamak.)

11. evlendiğinde bakire olmadığı halde (olmasın önemli değil takmıyordum takmadım 
da, hala da takmıyorum) senin eski sevgilin üzerinden (ortada hiç bir şey yokken) kavgalar çıkararak aylarca hayatı zehir eden, (“o kadınla nasıl evlenmek istersin sen” ile başlayıp, “seni boynuzlayacağım zavallı” ile devam eden, içinde aileme ve bana karşı bin bir türlü küfürler barındıran intihar etmeyi bile düşündüren kavgalar, onun eski ilişkileri hakkında hiçbir şey söylememiş olmama rağmen..) bunun da üstüne sinirlenip “iyi ki seninle evlendiğimde bakire değilmişim” diyebilen bir kadınla hayatı paylaşmak istememek.

12. eski sevgililerimden birini tanıyorlar diye annene ve babana hakaret eden bir kadınla yaşamak istememek.

13. boşanırsak çocuğu sana göstermem diyen bir kadınla yaşamak istememek.

14. yaptığın her şeyde bir eksik arayan bir kadınla yaşamak istememek. (yemek yaparsın, harikadır, tek yorumu şu olur: “tuzu eksik”)

15. tuvaletin kapısını kilitlediğinde seni içeride mastürbasyon yapmakla suçlayıp kapıyı zorlayan bir kadınla aynı evde yaşamak istememek.

16. birşeyi unuttuğunda işyerini arayıp saatlerce hakaret edip taciz eden bir kadının hayatında olmasını istememek.

17. insana işini sevdiren bir kadınla hayatı paylaşmak istememek.

18. etrafındaki (sadece benim etrafımdakiler değil kendi etrafındakiler de) dişileri çekemeyen (ailesi de dahil) bu yüzden sosyal ilişkilerini mahfeden, seni her alanda yalnızlığa mahkum eden bir kadınla daha da yalnızlaşmak istememek. (iş çıkışı bir arkadaşınla/akrabanla buluşursan –ki 2 ayda birdir en fazla- bunu haftalarca başına kakar ve sürekli gezdiğimi iddia eder)

19. telefon rehberindeki bütün kadın isimlerini düzenli olarak ayda bir sorgulayan bir kadınla aynı evi paylaşmak istemem.

20. bütün şifrelerimi vs. bildiği halde kendininkileri vermeyi özel yaşantısını ihlal sayan bir sapıkla hayatı paylaşmak istememek.

21. telefonda konuşurken dışarıdan gelen bir kadın sesine odaklanıp, şüphelenen, kıllanan, kim var orda diye soran ve ısrarla üsteleyen bir kadınla sürekli iletişim halinde olmak istememek. 

uzadıkça uzar bu liste.
extreme bir kezbanla evliyim a dostlar. diyeceksiniz ki belli değil miydi önceden. belliydi de.. geçer dedim, düzelir dedim.. ve merhamet en kötüsü de merhamet. acıdım.. hala da acıyorum. neden mi boşanmıyorum.. çocuk.. tek sebebi çocuk. çocuğun annesi babası ayrı olacak üzülecek kaygısı değil, çocuğumun o kadının yanında büyümesini istemiyorum ve sadece bunun için katlanıyorum. çocuğum için.. o dünyalar tatlısının hiçbir günahı yok.. ayrılmaya kalksam elinden gelen her türlü pisliği yapacağını ve bu pislikleri yaparken de çocuğu kullanmaktan zerre kadar çekinmeyeceğini iyi biliyorum.

edit: sözlük haykırdığım kuyudur, ve hiç hoşlanmayacağı şeyleri hala yapabildiğim özel alanım. bu beni rahatlatıyor.''

Ekşi sözlük yazarı : Ex Manto

Yorumlar

  1. acıdım adama. boşansın ya yazık
    böyleleri de var diye bizim adamlara göstermek lazım :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gün görmekten nefret ettiğin birini görmek zorunda kalmak, korkunç olsa gerek. Bence de en güzeli boşanmak ama çocuğu olanlar için çok zorlu bir karar. Boşanmasalar bile, bu vaziyete gelmiş bir çift bence ayrı yaşamalı. Nikah bir kenarda dursun, ayrı yaşama sürecinde boşanıp boşanmamaya karar verilebilir. Ama çiftler bütün maaşlarını krediye yatırdıkları için (ki bu da çok kınadığım bir şey), içlerinden birinin ayrı eve çıkması maddi olarak imkansız hale geliyor.

      Sil
  2. Sevmiyorlar birbirlerini, bu kadar basit:) Ben bir de kadını dinleme taraftarıyım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette kadını dinlesek, bakış açımız tamamen değişebilir. Belki adamın daha çok hatası vardır. Ama kadının eşine sarf ettiği cümleler çok feci. Çok kınıyorum. Ben evlenirsem eşimle böyle seviyesizleşmekten korkuyorum :(

      Sil
  3. Evlerden ırak bir durum.. Aslında bu çok nadir görülen erkeklerin haksızlığa uğrama durumlarına genelde pek bir sevinirim ben. Genel tepkim, suratıma yayılan koca bir gülümseme eşliğinde, "oh olsun daha beter olsun, hep kadınlar mı zulüm görecek, kadınlara zulmeden tüm adamcıklar adına bu adam bin beter olsun, aferin kadına..." şeklindedir.
    Ama ne yalan söyleyeyim okurken bu adama hayli üzüldüm. Adamın toplumda nadir rastlanan kaliteli, eğitimli ve kadına saygılı kişilerden biri olduğunu düşündüm. Karımın bakire olup olmamasını hiç umursamadım, eski erkek arkadaşlarını hiç sorgulamadım demesi.. Bütün sosyal medya şifrelerini karısının eline verdiği halde onunkileri bilmemesi.. Küfür etmeyi bırak sürekli olarak küfür işitmesi.. Ve tüm bu olanlara tepkisi sadece, ben böyle bir kadını hayatımda istemiyorum demek olan, şiddetin hiçbir türlüsünü gerçekleştirmeyen bir adam.. Gerçekten üzüldüm adamın çilesine.
    Ancak çok haklı bulmadığım şikayetleri de var. Mesela, evlenmeden önce 50 kiloydu, dört yıl sonra 70 kilo demesi. Eee? Ne var bunda? Birincisi tüm insanlar, özellikle tüm kadınlar belirli bir kilo aralığında mı olmak zorunda? Yüz kilo olan bir kadına neden onu gören herkes sürekli şöyle der: "ayy canım yüzün çok güzel aslında", "bebeğim bi kilo versen var ya...", "şekerim yanlış anlama ben sağlığın için söylüyorum..."
    SİZENEEEEEEEE!!!! SANANEEEEEE!!!! Biraz insan olun insan. Yıllardır ya da aylardır görmediğiniz bir arkadaşınızla bile yolda karşılaştığınızda merhaba lafından sonra ayy canım sen kilo almışşın ya diyorsunuz. Daha nasılsın arkadaşım bile demeden. Halini hatrını sormadan. İnsaf yahu. Edep yahu..
    Kilolu ya da size göre çok zayıf olan insanların yakasından düşün. Size fikrini sormadığı sürece kilosu hakkında yorumda bulunmak, fikir beyan etmek, tavsiye vermek haddinize düşmez.
    Ve gel gelelim yazıdaki adama. Evet karısının mevcut fiziğini beğenmeme gibi bir özgürlüğü elbette var. Ama ben adam gibi bir adama, çocuk doğurmuş karısının kilosu hakkında atıp tutmayı hiç yakıştırmıyorum açıkçası.
    Onun dışında kadından boşanmama sebebini de hiç mantıklı bulmadım.
    Çocuğumun o kadının yanında büyümesini istemediğimden katlanıyorum demiş. Evet doğru, çocuk henüz çok küçük ve mahkeme büyük ihtimal velayeti anneye verir. İyi de, o çocuk hali hazırda annenin elinde yetişmiyor mu zaten? Adam bütün gün işte. Çocuk bütün gün adamın asla çocuk emanet etmek istemediği o kadının elinde. Akşamları desen ayrı felaket. Tüm o küfürleşmeler, kavgalar, birbirini sevmeyen, saymayan anne baba, daima gergin bir ortam, annenin sinirinden ve tüm karakteristik özelliklerinden nasiplenen, dahası örnek alma ihtimali bulunan ufacık bir çocuk. Boşanınca bu çocuğu anneden koruyamayacağını söyleyen bu adam şuan nasıl koruyor çocuğu onu merak ediyorum. Mesela anne küfür, hakaret ederken çocuğun kulaklarını mı kapatıyor? Odasına mı kapatıyor? Erkenden uyutuyor mu yoksa? Akşam geldiğinde çocuğu karşısına alıp, kadında şikayetçi olduğu ve çocuğunun örnek almasından korktuğu her şeyi bir bir sayıp, aslında evladım bu yanlış bir hareket, bu böyle olmalı diye bir sohbet mi yapıyor? Hayır ciddi anlamda merak ediyorum. Boşanmayıp aynı evde kalınca çocuğu ekstra olarak ne şekilde koruyor annenin manyaklıklarından?
    IŞIL

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işıl, içinde erik kurusu kalmış be!
      50 kilo 70 kilo meselesine bir 48 kilo olarak yorum yapayım :D
      Elbette el aleme güzellik borçlu değiliz. Ki makyajı bıraktığımı ve güzellik konusuna karşı bakış açımı biliyorsun. Lakin, (ama yerine lakin diyeyim ki beni ciddiye al) evli kadınlarda durum biraz farklı bence. Evlenene kadar bir tel kaşı çıkınca hemen cımbıza sarılan, dip boyası gelmesin, hoşlandığı adam kendini bakımsız görmesin diye çabalayan kadınların evlendikten sonra nasıl olsa herif çantada keklik artık, imzayı attırdım. Ben de eğlenilen değil, evlenilen kızlar kervanına katıldım dercesine, endazenin topuzunu kaçırlamalarını itici buluyorum. Kocasına, yani en çekici görünmesi gereken kişiye cinsellikten soğutacak halde görünmekten rahatsız olmayıp, doktara giderken bacaklarına ağda yaptırma ihtiyacı duymak, müthiş bir ikiyüzlülük. Biz bekarız, istersek hippiler gibi kol altı kıllarımızla dolaşırız. Ama evliler (kadın/erkek fark etmez), eşine her an tertemiz ve güzel kokulu görünmeli. Sevişiyorlar yaa. Ötesi yok. Kim osuruk kokan biriyle sevişmek ister? Ya da 50 kilo diye beğendiği birini 70 kilo görünce hayal kırıklığına uğramaz? Kadınların, anne olunca kendilerinden vazgeçip süt sağma makinesi gibi yaşadıklarını görüyorum. Bana konuşmak kolay ama bunu yanlış buluyorum. En doğrusu zengin koca ile evlenip, günlük gelen temizlikçi ve bakıcı tutmak. (Evhanımları için de aynısı geçerli. Sadece çalışan değil.) Evdeki işlerle birileri ilgilenirken, kadın kendisiyle ilgilenmeli. Bitmek bilmez lohusa sendromundan çıkamama sebepleri, çocuk doğurunca 24 saat ağlayan bebeğe bakmak, temizlik yapmak, yemek yapmak, ve aklıma gelmeyen türlü işlerin tek başına kadının omuzlarına binmesi. Her işi parayla yaptır. Sendroma girme. Bacak kılların uzamaz, bıyıkların çıkmaz, göbüş başını alıp gitmez. Hoop konu geldi mi zengin kocanın faydalarına.

      Boşanma konusunda hep destek, tam destek! Mızmızlanmasın kimse! Götünüz bir insanla hayatın her türlü çilesini ya da güzelliğini paylaşmayı kaldırmıyorsa boşanın lan!

      Sil
    2. Ben kocası zengin ama kendisi bakımsız, şişman, kendinden vazgeçmiş bir kadın hiç görmedim. Ne çevremde, ne sosyal medyada gördüklerim içinde ne de ünlüler dünyasında.. Hepsi güzel olmasa bile yaptırdıkları bakımlardan, yüzlerindeki boyalardan, güzellik merkezlerinde düzenli girdikleri türlü zayıflama seanslarından, en pahalı spor salonlarından, parfüm koleksiyonlarından, kıyafet dolu giyinme odalarından ötürü kocalarına gayet cazip ve "sevişilebilir" gelen kadınlar. Zengin kocaya sahip olmanın mecburi hizmetlerini görüp paranın hakkını veriyorlar. iyi de yapıyorlar..
      Gelelim zengin koca seçmemiş kadınlara. Sırf bu bile yeterince zor aslında ama daha beter bir kombinasyonu bile var bu grubun. Zengin koca seçmemiş ve tam zamanlı çalışan kadınlar. Hele bir de çocukları olmuşsa gözümde zavallı bir modern zaman kölesinden hiçbir farkı yok. Ne yazik ki günümüz toplumu bu modern kölelerden çok şey bekliyor. Çocuklarının bakımını yapmasını, kocasının hizmetini görmesini, evi temiz tutmayı, iyi yemek yapmayı, koca tarafına hizmet etmesini, kendi ailesini ihmal etmemesini, haftada birkaç kere sevişmeye hazır olmasını, güleryüzlü, hanım hanımcık olmasını vs. vs. Üstelik tüm bunlara rağmen koca kişisi ve onun ailesi kadının yiyeceği lokmanın bedelini de ödemek, onu "beslemek" istemez, kendi lokmanı kendin kazan hatta artır kocana da destek ol der. Bu zavallı kadın tüm bunlarla baş etmeye çalışırken kocası onu aldatır ve şöyle der, ooff yani bu da kendini iyice saldı. ne yapıyor ki, alt tarafı çalışan anne. ee herkes yapıyor bunu. Valla bıktım. kaç kilo aldı. ağdasını da düzenli yapmıyor. sevişesim gelmiyor. aslında boşucam ama işte çocuk var. eh söyle şimdi, aldatmakta haksız mıyım?
      Aslında böyle kadınların yapması gereken belli. Hem ömrünü hem parasını yiyen o adamcığı kapının önüne koyup yerine eve bir köpek alacak. Onu besler, daha iyi..
      Çocuğuyla daha çok vakit geçirir. Kendine bakacak zamanı kalır, spor salonuna gider, gezer, eğlenir, mutlu olur.
      Ya da boşanmaz, tüm yaptıklarına rağmen kilosuna, bakımına laf eden, ömrünü, parasını yiyen bir adamcıkla çilesini doldurur.
      Ama onlara tavsiyem, kocaları bir kez daha kilolarıyla ya da bakımsız görünmeleriyle ilgili laf etmeye kalktığında, o zengin kocaya sahip kadınları örnek göstermeleri. Sende adam ol, evime günlük temizlikçi, çocuğuma bakıcı-kreş bul parasını öde, ben de sana sevişilebilir kadın nasıl olur göstereyim en alasından. Ama gücün yetmiyorsa karşımda daha fazla zırvalama, yok öyle üç kuruşa beş köfte desinler.

      Sil
    3. Ooooohhh! Konuyu harika toparlamışsın. Benim etrafım da çalışan anne dolu. Ki hepsi öğretmen ve yarım gün çalışmalarına ve tatilleri olmasına rağmen perişan durumdalar. Erkek sadece dışarı işinde çalışsın, kadın hem dışarı işi, hem temizlikçilik, hem aşçılık, hem cilveli olmak zorundacılık, hem çocuk bakıcılığı, hem de aile büyüklerinin uşaklığını yapsın. Bunların her biri maaş gerektiren birbirinden bağımsız işler. Ama suç bizde. Alıştırdık erkekleri aynı anda 8 işi ücretsiz yapmaya. Adamlar bu işleri yaptıracak birini niye parayla tutsunlar.
      Aha buraya yazıyorum, ben evlenirsem parayla yaptırabileceğim hiç bir işi kendim yapmayacağım. İşin sadece süsleme, göz boyama kısımlarını ben yapacağım. Benden kıymetlisi olmayacak

      Sil
  4. Ayyy bu adam gelsin bana ben bunun davasına bakarım. Yazık yaaa, zaten evlenmek isteyen bir insan değilim. Bir de böyle evlilikleri okuyunca daha da soğuyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ne zaman evliliğe ısınacak olsam, ablam ve eniştemin, ya da annem ve babamın yaşadığı bir olumsuzluğa şahit oluyorum. Yeniden soğuyorum

      Sil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Taklitçi Geldi Haaaanııııımmm