Başım ağrıyor, çişim var. Yazasım yok. Allah'tan yokmuş.


Buket Uzuner'le ilişkim, sağdan soldan arakladığım Kumral Ada ve Mavi Tuna ile İki Yeşil Susamuru alıntılarından ibaretti. Mütemadiyen tespit sıçtığını düşündüğüm bu kadın olasım var büyüyünce. Bir dönem beraber çalıştığım bir arkadaş, beni entelektüel zannettiği için bu iki kitabı bana tavsiye etti. Onun gözündeki yalan imajımı zedelememek için hemen ikisini de aldım. Bir de ''senin gibi farklı düşünen insanlar okumalı'' deyince, götüm kalktı. Ben sizin gibi sıradan değilim, tamam mı? Farklı düşünüyorum ben. Ben hep düşünürüm zaten. Siz düşünmeyi bile beceremezsiniz. Birilerinin düşüncesinin peşinden gidersiniz. Su kitabını okudum. Toprak'ı da yarın okumaya başlarım. 
Çok entelektüel ve biraz da OKB'li olduğum için eleştiri bombardımanına hazır ol Buket Hanım. Kafa hastalığımla yine övüneyim dedim. Hani şefkat dilenciliği, bilirsiniz. Bugün yine psikiyatra gittim. Bu kez bastırdım parayı, özele gittim. Sonuç yine OKB, yine psikologa sevk edilmedim. Yine ilaç, yine ilaç. Hastalığımı kullanarak sempati toplamaya ara veriyorıum:

''Handiyse'' diye bir kelimeyi defalarca kullandı Buket Hanım. Ekşisözlük'ten baktım. ''neredeyse'' anlamına geliyormuş.

İlk kez duydum. 
Pardon, okudum.

Bir de ''kahvaltı'' yerine, ''kahve-altı'' yazıyor. Onun da nedenini anlayamadım. Takıntılı Tuba, yine içeriğe değil, şekle odaklandı yani. 
Arkadaşlarım hayat memat meselesi bir olayı anlatırken, ''dedi'' kelimesini yanlış yerde ve haddinden fazla kullandıkları için çıldırıp, onları susturmam gibi..

Kitap yazısı yazmanın şanındandır alıntı yapmak. Alıntı yoksa, kitaplarla ilgili yorumları okumam bile. Dur bakayım altını çizdiğim yerlere..

''.... İnsanın uyumsuzuna, eğer zeki bir erkekse, ''dahi'', sıradansa ''bela'' ya da ''ıssız adam'', kadının uyumsuzunaysa zaten zeki ve cesur olacağı için toptan ''cadı'' dendiğini hepimiz biliriz.''

''Büyük hayalkırıklıklarının bağışıklığı zayıflattığını kavrayan doktorlar, bu hastaların reçetelerine bol bol hayal kurma egzersizi yazmalı.''

''Türkiye'de kadın olmaktan daha zor bir şey daha vardır. O da genç ve yalnız bir kadın olmaktır.''

''Kızlarına Sakine, oğullarına Savaş, Cenk, Öcal, Hıncal, Cihat gibi adları koyan kültürlerde, bu yüzden işsizliğe ve eğitime çözüm için fabrika ve okul yerine siyasi çıkar yatırımı yapan siyasetçiler iktidara taşınır. ''

Bu kitabı; var olan iktidarı destekleyenler, ataerkil yapıyı savunanlar, din ve mezhep ayrıştırıcıları, farklı insanlara tahammülü olmayanlar, kadının sesinin kısık çıkmasını isteyenler okumasın. 





Yorumlar

  1. OKB icin nöroformat i deneyebilirsin...Barış Muslu "Sağlıgına format at " kitabini alip oku...en basit hali orada anlatiliyor.Okb nin alt metninde cinsel istismar yada cinsel tiksinti yatar.bu fiziksel oldugu gibi tamamen bir anlık yanilsamadan beynin kayit almasi da olabilir...bu travmayi bulup temizlersen bir suru ilac almaktan kurtulursun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar doğru bir şey söyledin ki, hemen kitabı sipariş ettim. Çok teşekkür ederim.

      Sil
    2. Rica ederim burada olsan bizzat format atardim.egitim aldim.ama uzaktayiz :( cok basit bir sistem.oku anlarsin zaten.ve bu sistem işe yariyor...beyini serbest birakmak zamani.şifa bulursun insallah.sevgiler...

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Gelibolu yla ilgili bi kitabı var bu hatunun. Uzun beyaz bulut olabilir adı. Çok güzeldi.. Su samuru ne abartılmış bi kitap herkes öve öve bitiremiyor bence korkunç.. Bu kadın, Pınar Kür, duygu Asena sanki başka bi dünyadan yazıyorlar. Asena yazıyordu,rahmetli. Bana yabancı bir dünya, ne biliyim nişantasi-cihangir gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum bacım. Pınar Kür kimdir onu bilmiyorum zaten de, ben de Toprak kitabını çok entel buldum. Sıkıldım, bıraktım.

      Sil
  4. ben bayadır uğramıyormuşum senin bloguna, biraz atarlı buldum yazını :)
    iyi misin atandın mı öğretmen kız :)

    YanıtlaSil
  5. Merhaba ,
    Ne güzel bir blog böyle - içten ve samimi...
    Takibe aldım sizi , benim bloğuma da beklerim.

    YanıtlaSil
  6. Merhaba ,
    Ne güzel bir blog böyle - içten ve samimi...
    Takibe aldım sizi , benim bloğuma da beklerim.

    YanıtlaSil
  7. handiyse yi en çok selim ileri kullanır.... öyle ki haddinden fazla....
    buket uzuner'de bir hazırakonmuşluk hissettim, ben olsaydım özellikle az kullanırdım bu sözü... ve varsa çok kullanmak istediğim bir söz hiç kullanılmamışlardan birini seçerdim...
    ayy bana neyse... :)))) yooo ama, ünlü takımı ismini google layıp dururmuş ya, belki okur buket hanım... bilsin... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dediğinin kim olduğunu bilmiyordum. Google'dan baktım, yine tanımadım. Baktığım her yerde handiyse görüyorum. Midem bulandı yahu.

      Sil
  8. başlarda şamanizm falan hım dur iyi gibi bu demiştim sonra o handiyseler baydı beni ve sürekli tekrarlar ve tekrarlar okuyucusunu aptal mı sanıyor bu kadın anladık bunu zaten niye aynı şeyden sürekli bahsediyor ki diye hissettiğim kısımlar oldukça vardı. geçen yaz havuz kenarında iki gün içinde okundu bitti toprak'ı okur muyum bilmem? aslında biliyorum para verip almam bu kez bizim kızlardan birinde varsa alır üç günde bilemedin bir haftada okur geri veririm ama dörtleme olacak ya şimdi bu konu her kitapta handiyse handiyse derse korkunç olur ve ben robot değilim niye ediyorsun bu zulmü bize?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toprak'ı okuma. Bok gibi. Handiyse bok gibi yani. Handiyse saçmalayıp, durmuş. Ne Defne Kaman'mış be dedim. Sinirlendim, yarıda bıraktım.

      Sil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Entel Görünümlü Zengin Koca Avcısı