"Oh orama da hümanizm burama da duyar"


Ayşe'nin bir yazımın altına yaptığı yorumdaki tavsiye üzerine, koşa koşa Kitapyurdu'ndan Ben Türk Kızı Nasılım adlı kitabı aldım. Aynı anda 3 kitap okuma şıpsevdiliği ve araya giren American Horror Story dizisi sayesinde bir çırpıda okuyamadım. Ama siz alın, bir çırpıda okursunuz. Bazı satırlarda kendi görgüzüslüklerimi ve şekilciliklerimi gördüm. Bir kısımda kendi yobazlığıma eleştiri aldım. Kitabın neredeyse tamamında ise tek kötü özelliğim mükemmeliyetçi olmamdan dolayı, dalga geçip durduğum yapmacık kezbanları görüp kahkahalar attım. Mor koltuğum, tüllü karyolam şahit. Ben de bir kezbanım, hatta kezbaniçeyim. Toroslar'ın tüplü televizyon bile girmemiş yamaçlarından birinde doğup, Champs Ellysse'de yaşıyor havalarına giriyorum. Lamis, doğru yazdım mı Şanzelize'yi?

Kitabı okuyunca, isimsiz yazarı araştırdım. Takma adı: İsolde.
Twitter'ı varmış. Şöyle bir göz gezdirip, kapattım. Bu Twitter adlı siteyi ve kullanış biçimini sevemedim . Kelime cambazı İsolde'nin zilyon çeşit aforizmasını bulurum saldığım sitede, varsa yoksa "retweet"ler, ya da bir başka kullanıcının adını etiketleyip, neden bahsettiğini anlamadığım birbirine cevap yetiştirmeler.

Neyseki bu muhteşem kadını Ekşisözlük kapmış ki girdiği uzun uzun "entry"leri çekirdek çitleye çitleye okudum. Arada alkış tutasım, tezahürat yapasım geldi. 
Okumaya devam ediyorum. Yalnız, Gizem Akdeniz'le ilgili bir yazısı var ki, ataerkinin gelişine geleceğine temsilcilerine lanetler yağdırmadan okuyamıyorsun. 

Beni ilgilendiren bir yazısını kopyaladım. Çünkü bencilim. Kimseye yaranmak gibi bir kaygısı olmayan İsolde'yi bulsam da şöyle kollarım uyuşana dek kucaklasam. Öğretmenlerin yalnız olmadığını görmek çok güzel. Körler sağırlar birbirimizi ağırlamaktan yorulmuşuz artık.


"Öğretmen değilim ve bence entride açıkça okunabiliyor bu.)

yazmayım dedim ama bu güzide kampanyanın hortladığı şu zaman diliminde bir yandan da acun'a, sikindirik bir acun programına ve acun'un ekşi sözlük okumasına methiyeler düzülürken gerçekten dayanamadım, yarışma formatlarını alıp embesil coşturmak için yerli dizi senaryosu kurgusuyla ekrana süren bir adam ve tek yaptığı o adama çocuk doğurmak olan bir kadın, burada öğretmenlere saydıranların 40 sene köpek gibi çalışsalar 1 gününü anca yaşayabilecekleri bir hayat yaşıyor, "acun yazdıklarımı okuyormuşşş" diye eli ayağı titreyen, akneleri fışkırarak patlayan, sevinçten altına sıçanlar gidip yılın kaç ayı çoğunluğu sorunlu, şımarık, gürültücü, terbiyesiz, hiç ürememesi gereken insanlar tarafından dünyaya fırlatılmış çoluk çocukla uğraşan öğretmenin maaşına, tatiline bileniyor. üniversite öğrencilerinin dahi adamı zıvanadan çıkarabildikleri bir toplumda anaokulundan liseye kadar analarının bile "okul açılsa da başımdan gitse" diye beklediği çeşit çeşit veletle uğraşan insanların maaşına, tatiline takacağınız kadar acun gibiler için "ben patron ağzı koklarken bu nasıl bu kadar kazanıyor lan" diye -akşamları tv'den kaktırdığı kurgulara 2 karış ağız açmak yerine- düşünseniz belki bu ülkeden az bi bok olur. gün içinde muhatap olduğum insanların geneli yetişkin insanlar olmasına rağmen eve gelince beynimi çıkarıp su dolu bardağa koymak istiyorum. düzgün bir havalandırması bile olmayan göt kadar sınıflarda benim 3 saatlik uçak yolculuğundaki carıltısına, istediği meyve suyu yok diye böğüre böğüre ağlamasına tahammül edemediğim (inme şansım olsa inerim o derece) türk tipi çoluk çocukla ve bu veletlerin "öğretmen üstün zekalı hiranur'umun zekasını yeterince övmüyor" diye bile şikayetçi olan koca götlü küçük beyinli ebeveynleriyle uğraşan insanlara gerçekten sabır diliyorum.

edit: çocukların bu halinin türk tipi ebeveynlikten kaynaklandığını entride zilyon kez belirttiğim halde beni çocukları aşağılamakla suçlayan olmuş, oh orama da hümanizm burama da duyar. öyle her çocuğa bayılıyorumm ayağı yapmayacağım ama akıllı, söz dinleyen, duyarlı ve kibar çocukları her zaman sever, onlarla vakit geçirmekten zevk alırım, çocuklara ne olursa olsun "aptal", "beceriksiz" gibi hakaretler edilmesine de karşıyım. fakat anası babası tarafından her isteğini boğulana ve katılana kadar ağlamakla, karşısındakine tekme atmakla elde edebileceğine inanmış bir pedagojik vakaya çevrilen çocuklara tahammül etmeme özgürlüğüm var, tazmanya şeytanına çevirdiği çocuğuna "oy oy oy çok totlo tabi ki kafama sıçabilir ;))" demediğim için bana trip atan arkadaşım bile var benim. kusura bakmayın, ailesi düşünseymiş."

Yorumlar

  1. Helal Isolde bacima.

    YanıtlaSil
  2. Mutlu oldum :) kucaklama fırsatın olursa ona benden bahset, ben de turk tipi sarılmak isterim kendisine. Zekasını sevdiğim..
    Ben de twitter ina bakıp aynı şeyleri düşündüm ve facebook vs alanlarda ilgisiz - yetersiz - beceriksiz olmama bağlamıştım. Gerçekten bi garip ama ekşideki yazıları çok iyi. Bu kitabı İstanbul dönüşü Ankara ya giderken baya baya bitiriyordum. Havaalanına giderken yanımda oturan kızın gülümseyerek okuduğunu farkettim ve ilk kez gıcık olmadım. Açtım iyice okusun bi şey öğrensin dedim :) ay ne uzattım ya..

    YanıtlaSil
  3. bu sayfaya dolaplı ütü masası muhabbetinden kazara geldim ya da bişeyler beni buraya sürükledi bilemiyorum ama su an hislerim yalnız değilim:) ağzına kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  4. Yanıtlar
    1. Bugün de bir şey öğrendik ;)

      Sil
    2. Avec plaisir mademoiselle...

      Sil
    3. O sondaki -sir sesini nasıl çıkarıyorsunuz yaaa? O gırtlaktan gelen korkunç sesi, Ortadoğulular çıkarınca, ay kaka, Fransızlar çıkarınca çok cool geliyor kulağa.

      Sil
    4. XD. Haklısın... Hep bi Avrupa hayranlığı işte... Daha korkunç olanı için bknz almanca!!!

      Sil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında