İrem Çağıl

Instagram'ın keşfetinde keşfettim. Çoğumuzun imrenip, pek azımızın teknolojiyi, tembelliği, hazır yemeği, lüksü, konforu ve alışkanlıkları terk edip, yaşayabileceğimiz bir hayata başlamış. 
Instagramda paylaştığı fotoğraflara bakmaya bir başlarsanız zaten, bırakamayacaksınız. Pembişli cupcakeli yeni gelin evi hesaplarından sonra hepinize iyi gelecek.

Ben sonradan görme olduğum ve şehir hayatının lükslerine çok düşkün olduğum için, kendimde İrem hanım gibi yaşayabilme ihtimalini çok uzak görüyorum.

Kapalı olanlara hayran olup, asla kapanamayacağıma inanmam gibi.

Kahve makinesi bile olmadan yaşayamazmışım gibi geliyor bana. Sanki o yokken, kahve yapmıyordum. Yatak odamda klima yok. Bazı geceler çok sıcak oluyor. Salonda kanepede rahat edemediğim için, yatak odasında sıcağa katlanıyorum. Öyle hızlı uyum sağladım yani şehir hayatına.

Şimdi, zengin koca bulunca, bir arsa alıp, ortasına tek katlı bir ev inşa etmek (ettirmek) istiyorum. Tavuktu, domates, salatalıktı, köpekti.. Bunları istiyorum. Yalnız, bakıyorum İrem hanım ve benzer tarzda yaşayanlara. Can güvenliği gibi kaygıları yok görünüyor. Ya da bana yansıyan bu, bilmiyorum. 

Daha zengin kocayı bulmadan, (ihtimal bile yok henüz) Adana'da gölün karşısında ıssız bir koyda arsa bulmadan, o arsanın imar izni olup olmadığını bilmeden, evi yapmadan.... Düşündüğüm tek şey güvenlik. Lan ortada kulübe alacak para yok. Ben güvenliği düşünüyorum. Doberman mı beslesem, bahçe duvarımı 2 metre yüksekliğinde yapıp, onun da üstünü jiletli tellerle mi kaplasam, ya köpeğime zehirli et verip öldürürse kötü birisi, ya kocamın eve giriş çıkışını takip edip, beni evde yalnız yakalayan bir sapık olursa, evimin çevresinde başka ev, insan olmayacak, bağırsam kimse duymaz, en pahalı, en son teknoloji alarm sistemini kurmalıyım. Pencereleri hapishane demirleriyle kapatmalıyım...

Ben mi abartıyorum, yoksa onlar mı çok rahat? 

Belki ekolojik yaşayanların çalınır kaygısı yaşadığı eşyaları yoktur. Paraya ve ambalajlı ürünlere tamah etmedikleri için. Tamam, haydi hırsızı salla. Ya katiller ve sapıklar?

İrem Hanım, Sinek Sekiz adlı bir yayınevinin kurucusu ve çevirmen.

Araştırmaya yeni başladım. Devam ediyorum. Sinek Sekiz'in çevirdiği kitapları da okuyacağım.

Çocuk istemiyorum diye defalarca söylemişimdir. Her önüme gelene.

Çocuk istemiyorum. Çocuk olmak, İrem Hanım'ın çocuğu Kiraz olmak istiyorum. Kendisi okulsuz eğitimi destekliyor. Türkiye'de bu, yasal değil. Şimdilik çocuğu küçük. Ben de öğretmen olmama rağmen, okulsuz eğitimi destekliyorum. Ama İrem Hanım gibi çocuğuna vakit ayıramayacak olan, sabahın köründe kalkıp işe giden, eve döner dönmez yemeğe bulaşığa gömülmek zorunda kalan aileler için okul elbette şart. 

Yaban Elma diye de bir Instagram sayfası var. O da okulsuz eğitimle ilgili. Çok hoşuma gitti. Bir ara bakın.

Bu arada, İrem Hanım'ın soyadını yeni öğrendim. Tütüncü. Pek çok kez gazetelere çıkmış. Mimar ve grafik tasarımcıymış. Hastayım on parmağında on marifet kadınlara.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Entel Görünümlü Zengin Koca Avcısı