Benim gibi malgöz olmayın

İkinci bir emre kadar eskiciliği bıraktım. Resimlerde gördüğünüz gibi, 3. gardrobum da malikaneme katıldı. Çünkü gardrop koleksiyonu yapıyorum. Yeni aldığım cüzdanın üstünde, ''Collect memories, not things'' yazıyor. Yani, ''Anı biriktir, eşya değil.'' Mutluluğun formülü de parayı yaşantılara yatırmak biliyorum. Biliyorum nesnenin verdiği mutluluk çok kısa süreli oluyor. Allah beni ıslah etsin. Hiç bir anım yok. 1 ay 28 gündür tatildeyim ve suyu leğende bile görmedim. Denizi menizi geçiniz. Tek bir faaliyet yaptım. Arkadaşımın ısrarıyla Mersin'e Ümit Besen konserine gittim. Onda da görgüsüzlüğümden topuklu ayakkabıyla gittiğim için, kısa sürede yorularak ve ayaklarımı mahvederek, erken çıkmak istedim. Arkadaşımın da gecesini mahvettim bencilliğimle. 

Sakın ola, benim gibi kimsesizseniz, başınızda bir erkek yoksa bu antika mantika ya da ikinci el işlerine merak sarmayın. Başınızı yakmayın. Arkadaşım Emsiz Enik'in annesi, bir antikacı öğrendiğini söyledi geçen gün. Noolur gidelim, haydi dedim, sürükledim ikisini de peşimden. O günü hatırladıkça ağlamam geliyor. Sadece şu küçük büfeyi alacaktım. 250 dedi, 200e indirdi. Gardrobu da beğendim ama onu arabaya sığdıramam sonuçta. Adam gardoba da 400 demişti. Gardobu da alırsan ikisini 500e bırakırım. 50 lira da mazot parası verirsen eve getiririm dedi. Tabi, erken sevinmeyi adet edindiğim için o noktada zekam duruyor. ''Beni de bu erken sevinmeler yaktı'' demişti bir de Gülşen.

Ertesi sabah  7'de getirecekmiş adam. Emsiz enik sağ olsun, bu gece sende kalayım da yarın adamı beraber karşılayalım, sana tecavüz etmesin, dedi. Bir de benim telefonum olmadığı için, Emsiz Enik'in numarasını vermiştik antikacıya. Yaa ne antikacısı, şu herife eskici diyelim. Çok sinirliyim.

Sabah adam aradı. Adana bilgisi zayıf olduğu için, kalktık, gittik, bir yerde buluşup, herifi peşimize taktık. Eve geldik. Bir de ne görelim. Adam, tek başına gelmiş. O koca gardrobu nasıl taşıyacak acaba diye düşünürken, aracından sokağın ortasına indirdi. Parasını istedi, ben gideyim hayırlı olsun dedi.

Sabah 7. İn cin top oynuyor. Tecavüz edecek diye korkup, ağustos Adana'sında kışlık eşofmanlar giyinerek karşıladığımız adam, eşyaları eve çıkarmayacağını söylüyor. 

O sırada yoldan -Allah gönderdi- ablamın görümcesinin kocası geçiyor. Seslendim, yardıma ihtiyacım olduğunu söyledim. Kolay gelsin dedi, gitti. Eskici alçak da yapacak bir şey olmadığını, yardımcısının olmadığını söyleyerek bastı gaza. 

Emsiz enik, gardrop, büfe ve ben apartmanın önünde kalakaldık. Bir yere kıpırdayamıyoruz. Eve çıkamıyoruz. Çünkü sokaktan mütemadiyen geçen eskiciler, eşyaların atıldığını zannedip, alır götürürler.

Kebapçıya ve büfeciye gittik. İkisinde de tek eleman vardı. Diğerleri gelmeden yardıma gelemeyeceklerini söylediler. 

Geri döndük. Anlamsızca bekliyoruz. Mal düşkünlüğüm yüzünden düştüğümüz duruma bakıp, içerleniyoruz. Derken, üst komşumun kocası, işe gitmek üzere apartmandan çıktı. Seslendim, yardım istedim. Bir telefon numarası verin lütfen, hamala ihtiyacımız var dedim. Bilmediğini söyledi.  O sırada alt komşunun oğlu, işe gitmek üzere apartmandan çıktı. Seslendim. Günaydın vs deyip, arabasına yöneldi. Beriki de, gördüğünüz gibi tek başıma yapabileceğim bir şey yok diyerek, grand tuvalet arabasına binip, gitti. İkisi de ilaç mümessili mi reprezant mı neyse ondan. Fiyakaları var, bozulmaması gereken. 

Emsiz Enik'le çaresizce birbirimize bakarken, çöp tenekesinin yanına iki kağıt toplayıcısı yanaştı. Hemen yanlarına koştum. Yardıma ihtiyacım olduğunu söyledim. Türkçe anlamadığını ima eden, Arapça bir şeyler geveledi. El işaretiyle dolapları ve evimi gösterdim. Hemen geldiler. İki dakikada gardrobumu ve büfemi eve taşıdılar. Emsiz Enik, su ikram etti. Bir miktar parayı utanarak kabul ettiler ve gittiler. O kadar ağırbaşlılardı ki..

Tek başıma yaşamaktan defalarca utandırılmıştım o güne dek Türk ve Kürt adamlar tarafından. Evi süzmeler, beni süzmeler, sorular sormalar... Oysa baba oğul ve Suriyeli olduklarını tahmin ettiğim bu iki beyefendi beni çok duygulandırdı. Allah onlardan razı olsun.


Gardop ve büfe inanılmaz pisti. İçlerinde yıllarca güvercin ya da tavuk yaşamış gibiydi. Çok zor temizledik. Fotoğraflar o güne ait. Yeni fotoğraf çekince yine yüklerim. Henüz içlerini yerleştirmedim. İyice bir havalansınlar bakalım. 

Bu aralar Sex and the City (dizi olan) ve 90ların entrika dolu Türk dizisi Kara Melek'i izliyorum.









Yorumlar

  1. Ama dolaplar çok güzeel. Güle güle kullan. Yurdum Türkiye'sinde bu sıkıntılar hiç sürpriz değil, gayet doğal maalesef. :(
    İnstagramını kapadın mı? Yok oldu, bulamıyorum. 🙄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzellikleri tek tesellim. Ama daha fazla kaldıramayacağım bu sahneleri. Bir kociş bulana dek, bir daha bu tarz ortamlara girmek, ve istemediğim kişilerle muhattap olmak zorunda kalmak istemiyorum. Adile Naşit'in Bizim Aile (Adını yanlış hatırlıyor olabilirim) filminde bir sahnesi vardı ya... Soba kurması gerekiyor. Kızı Ayşen Gruda'ya sesleniyor. Kız, ojesinin kurumadığını söylüyor. Oğlu Tarık Akan'a sesleniyor. Oğlan, boyunun yetişmeyeceğini söylüyor(!) Ve sobayı kurmaya çalışırken boruları deviren kadın söylenmeye başlıyor: Başımızda bir erkek olsa böyle mi olurdu?..

      Instagram'ı kapattım. Çevremde kimse blog yazdığımı bilmiyor. Burayı öğrenirlerse, korkarım bunu da kapatırım

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. Okumaktan sıkılmadığım bloglar arasında seninki de var zira blog yazmayı da okumayı da bıraktım bir süredir ya da nadiren yapıyorum diyelim. İnstagram hesabını tekrar açarsan buraya yaz, artık oradayım da.. Ve aldıkların.. Nasıl güzeller, Nasıl benlik! Senin evine bayılıyorum vesselam 😉

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim beijaa. Blogların son derece demode olduğu günümüzde beni okuduğun için gururlandım. ipekyol_machka_twist adında bir Instagram hesabı açtım. İsme aldanma ;)

      Sil
  3. Güle güle kullan.Çok güzeller.Koca falan hikâye en iyisi kendi elinle yapmak işini. UGT

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. UGT, Facebook'u kapatınca ayrı düştük. Allah erkek milletine muhtaç etmesin bizi

      Sil
  4. Merhaba,tesadüfen bir yorumunuzu okuyup daldım blogunuza.Bayıldım yahu,tek başına bu ülkede yaşamak eskisinden de zor artık.Benim yirmi yıl önce yaşadıklarımı siz daha dün yaşamışsınız.Çok yazık.Bir kociş bulmak şart,başka türlü kadının yaşama hakkı yok yeni Türkiye'de.Telefonsuzluğunuza,hayır demelerinize,eskiden fakir olmanıza ( 😜 ),ayakkabı ve çanta avlarınıza bayıldım.Ben de çok iyi bir ayakkabı avcısıyım,hatta bu konuda yayın bile yapmıştım,ayakkabı nasıl avlanır diye.Hoş kitap nasıl avlanır diye de yayınım var ya.Ben kapitalizme karşı savaşıyorum çocukluğumdan beri.Bir şey % 75 ucuzlamadıkça,o şey alınmaz bizim evde 😳 .Kolay gelsin tüm hayat size.Başarılar,sizin meslekte snop takılan hanım da çok olur,iş yeri sokaktan daha zordur kesin.Uzatmayayım,gelirim bundan sonra sık sık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. %75 olayı tam benlikmiş. Zaten hak ettiği fiyatı bulmuş oluyor ürün. Yaptığın ayakkabılara baktım. Sen çılgın olmalısın. Bravooooo

      Sil
  5. 'Collect memories, not things.' hayat mottom, dolayısıyla 12'den vurdun. 'Suyu leğende bile görmedim' le koparttın. :D :D Şu misss gibi köpüklü kahve fotosuyla da nakavt ettin. Ne diyeyim, ne diyeyim sana?! Alacağın olsun. ;)

    Sevgiler... <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o mottoyu ben de benimseyebilsem belki aptalca takıntılarımdan kurtulur ve daha iyi bir insana dönüşürdüm :/

      Sil
  6. Yanıtlar
    1. Sonunda biri yokluğumu fark etti. Sevgi, şefkat ve ilgi açlığı içindeyim. Dikkat çekmek için geri çektim kendimi

      Sil
  7. :))) kaç defadır bakıyorum yazmışmısın diye keşke daha evvel dürtseymişim:)olur bazen öyle sonbahardandır,youtube a eşref saati yaz 1. bölümden başla seyret gülmekten ölmek garanti,bişeyciğin kalmaz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yemeğimi yapayım. Onu yerken seyredeyim. Mutfağa koşuyommmm. Teşekkür ederim Esin

      Sil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Taklitçi Geldi Haaaanııııımmm