Entel Görünümlü Zengin Koca Avcısı

Ya da, zengin koca avcısı görünümlü entel. Geçenlerde arkadaşım Emsiz Enik, varoluşsal sancılar içinde kıvrandığını söyledi. :D Tamam, komik, biliyorum. Ama Emsiz Enik söyleyince komik gelmiyor. O; muhteşem tespitleriyle, kurgulanmamış, anlık zekice cümleleriyle, ömrü düşünmekle nihayet bulacak bir kadın. Hem de güzel. İnanması zor. Çünkü biz ayakta işeyemeyenler olarak, hem güzel hem zeki olamayız. Sartre okuyorsak, bıyıklarımız vardır. Bu arada, benim var. Benim gibi kuaföre gitmeyi iş olarak görenler, ipten vazgeçemeyip, kendi kendine de bu işi beceremeyenler için kendi yöntemimi tavsiye edeyim. Akıl vermeden duramadığımın farkındayım. Kimse akla ihtiyacı olduğunu kabul etmez, bunun da farkındayım. Farkındalıktan öleceğimizm akımının kurucusuyum. Şu cihazı Gittigidiyor ya da Hepsiburada'dan almıştım, hatırlamıyorum. Braun markasının ismine bir göndermeyle Browns yapmışlar adını. :D :D Lisedeyken Sony walkmanlere paramız yetmediğinden aldığımız SQNY mini radyo çalarlar gibi. 

Bu bıyık alıcı bir harika. Sarı bıyıkları görün diye ucuna fener bile yapmış adamlar. Durun, bir resim ekleyeyim. Resimsiz yazıları okumayı sevmezsiniz. Gözünüzde de canlandıramazsınız şimdi siz. 
  Varoluşsal sancılara ve yalnızlık üzerine alıntılamaya geldi sıra: 


“ben onun gibi umutsuz değilim, çünkü beklediğim fazla bir şey yok. ben daha çok...bana verilmiş, hem de bir hiç için verilmiş olan hayat karşısında şaşırmış durumdayım.”

"....ben geçmişimi nerede saklayacagim? geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız, onu koyacak bir eviniz olmalı ...."


"....demek beni tanıyan insanlar var artık, yüzüne baktıktan sonra 'bu da bizden 'diyen kimseler var.ne var , benden ne istiyor öyleyse.birbirimize yardım edemeyeceğimizi bilmesi gerekir.aileler , anılarının ortasında , evlerinde bulunuyorlar şimdi.biz de buradayız , anısız, iki yıkıntıdan başka bir şey değiliz...."

"...her biri, belli bir süre için hayatının anlamını, ötekinin hayatında buluyor.yakinda ikisinin tek bir hayatı olacak, ağır ve ılık bir hayat, anlamsız bir hayat.ama bunun farkına varmayacaklar...."

''....birisini sevmeye kalkışmak , önemli bir ise girişmek gibidir, bilirsin, enerji, kendini veris, körlük ister.hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanin gerektiği bir an vardır , düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan.bundan böyle artık bu gerekli sıçrayisi yapamayacagimi biliyorum..."

''Ara sıra sorarım kendi kendime. Bu tekdüze acıdan, şarkıyı bırakır bırakmaz başlayan bu homurdanmalarından, kurtulmak istemez mi acep, hüznüne şöyle esaslıca gömülmek, umutsuzluğa dalıp boğulmak dilemez mi bu kadın? Sanırım elinden gelmez. Derdiyle kördüğüm olmuş.''


''Ara sıra, "Elimde kalan üçyüzbin frangı bir yılda harcasam daha iyi etmiş olmaz mıyım?" diye düşünüyorum. 
Sonra ne olacak? Bana ne sağlayabilir bu? 
Yeni elbiseler mi? Kadınlar mı? Yolculuklar mı? 
Hepsini gördüm; bunlar bitti artık, sağlayacakları sonuç çekmiyor beni....
Bir yıl sonra, kendimi şimdiki kadar bomboş bulacağım; tek bir anım bile olmayacak, ölüm karşısında korkup duracağım.''




''Yalnızım. İnsanların çoğu evlerine gitti; radyo dinleyerek akşam gazetelerini okuyorlar.Sona eren pazar günü, ağızlarında bir kül tadı bırakmıştır.Daha şimdiden pazartesiyi düşünüyorlar.Ama benim için ne pazartesi ne de pazar var.Günler ite kaka sürüyor birbirlerini, sonra ansızın bunun gibi bir parıltı ortaya çıkıyor.
Hiçbir şey değişmedi, ama yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor. Anlatamıyorum...''





''Bu sevinçli,akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım.Bütün bu adamlar,vakitlerini dertleşmekle,aynı fikirde olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar.Aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar önem veriyorlar!''


(Hepsi de Jean Paul Sartre'ın Bulantılar kitabından)

Zeki Dumurkuduz da filmini çekmiş. Tamam bir Recep İvedik izleyicisi değilim, hatta bir TV izleyicisi bile değilim ama Ziki Dimirkibiz izleyecek kadar da görgülü bilgili kültürlü değilim. Arada kendimi de aşağılamalıyım ki başkalarını gömmelerim göze batmasın. Tuba hanım, yazılarınızda nelerden ilham alıyorsunuz? Doğadan! falan değil be yapmacık sahte mıymıylar! İnsanları aşağılamaktan besleniyorum. 

UGT'ciğim benim canım benim canım öğretmenim, Allah senden razı olsun Blogcu Anne İtiraflar'ı okumak miladım oldu. Abartmıyorum. Allah afatından esirgesin. Allah o bütün, çocuğu anasının evinden getirmiş muamelesi gören kadınlara para ve güç versin. Ve beni de Allah, şükürsüzlükten kurtarsın. Evlenme isteğimi benden alsın, eli yüzü daha düzgün hanım kızlara versin. Niye evlenmek isteyip duruyorum bilmiyorum. Aman, işte hep bir değişiklik ihtiyacı. Evlensem de boşanmak isterim. Şükürsüzlüklerimi affetsin Allahım

Işıl, blogum senin yorumlarınla Işıl Işılllllllll 












Yorumlar

  1. neden blogunu okuyanları aşağılayan cümleler kuruyorsun sık sık?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendi adıma söyleyeyim o zaman. sen zaten kimseye eyvallah demeden yaşamaya çalışan bir kadın olarak, kendi kazandığı parayı yine kendi zevkleri için harcayan, güzel kitaplara, (benim de çok beğendiğim) o eski mobilyalara düşkün bir kadın olarak zaten yeterince dikkatimi çekiyorsun benim. cevabını pek anlayamadım o yüzden. elbette senin seçimin, kendini böyle ifade etmek isteyebilirsin ama bazen gerçekten bu kız bunları yazarken ne düşünüyor diye merak ettiğim oluyor. neyse, sen bilirsin.

      Sil
  2. Malesef erkekler cok bencil.Bazilarini bogasim geliyor,itiraflari okuyunca.Faceyi kapattin ulaşamıyorum sana. Aramizda 70 km var.Buyur gel bitsin bu hasretlik gayri...UGT

    YanıtlaSil
  3. O kadar mutlu oldum ki bu yazinin son cumlesine :-) :-) :-)
    Yorumlarda birisi blogcu anneyi sana onerdiginde ben de baktim oradaki itiraflara. Evlerden irak hepsi. İnsanlar neler yasiyor, nelere katlaniyor boyle dedim. Sen de bir keresinde maaş karti kocasinda duran, kocasindan harçlik alan ogretmen arkadaslarin oldugunu yazmistin bir gonderinde. Bu da aklima kazindi mesela. Kinamayayim basima gelmesin ama cok yazik, cok da sacma.
    Ben de senin gibi evlenmek istiyorum. Ve ben de bazen, acaba belami mi ariyorum diyorum kendime. Umarim bu kadar beklemisken tam da gonlumuze gore zengin, kulturlu, akilli, bizi cok seven ve bunu gosteren, ayni zamanda hayirli birini buluruz.
    Gosterdigin biyik aliciya da bakayim simdi, ben iple kendim alabiliyorum ama uzun suruyor. Daha hizli yapabileceksem alirim ben de belki. Bu arada blogunu okuyanlari asagilamandan hoslanmayanlar olacaktir elbette. Ben de baska herhangi bir yerde ' fotograf ekleyeyim madem, siz simdi gozunuzde canlandiramazsiniz, gorselsiz yazilari da sevmezsiniz' diye bir sey okusam, ayy ukala der kapatirim mesela :D Ama senin yazilarinda zerre rahatsiz etmiyor, bu kisiyi sevmekle alakali tamamen.
    Sevgiler, Işıl

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kibrim ve çok bilmişliğimden dolayı pek az insan beni uzunca bir süre sevmeye devam edebildi. Her halimle beni sevenleri gülümsetmek (iki üç kişi) için her şeyi yaparım.

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında