Salonum ekim 2016



''Biri bir koca görür rüyasında:
Yüz lira maaşlı kibar bir adam.
Evlenir, şehire taşınırlar.
Mektuplar gelir adreslerine:
Şen yuva apartımanı, bodrum katı.
Kutu gibi bir dairede otururlar.
Ne çamaşıra gidilir artık, ne cam silmeye;
Bulaşıksa kendi bulaşıkları.
Çocukları olur, nur topu gibi;
Elden düşme bir araba satın alınır.
Kızılay Bahçesi'ne gidilir sabahları;
Kumda oynasın diye küçük Yılmaz,
Kibar çocukları gibi.

Lağamcının hamam rüyasıdır,
Rüyaların en güzeli.
Uzanır yatar göbek taşına;
Tellaklar gelip dizilir yanı başına.
Biri su döker,
Biri sabunlar;
Elinde kese sıra bekler biri.
Yeni müşteriler girerken içeri,
Lağamcı,
Pamuklar gibi çıkar dışarı.''

Her şey çok yolundayken, bir Orhan Veli şiiri okuyorum. Kah Şenyuva apartmanı bodrum katından ev tutup, elit kesimin arasında yer etmeye çalışıyorum. Kah, lağımcı olup, hamama gidiyorum. Anamdan yeniden doğmuş gibi oluyorum. Ohhhhh... Ne güzel şey temizlik. İnsanın uykusunu getiriyor. Hamamda biri beni bol köpüklü sabunlarken, pişmanlıklarım, içimde kalanlarım, söyleyemediklerim, suçlu hissetmelerim bir güzel paklanıyor. Değmeyin keyfime..
Sonra Didem Madak okuyorum temizlenmeme rağmen. ''Binlerce kapıcı karısından birinin adıydı Kader'' diyor. Ve adı Kader olan onlarca öğrencim gözümün önünde. Ulan tesadüf olamaz ya! Adı Kader olan her öğrencimin bombok kaderlerinin olması. Bugün bir tanesi okula gitmek için evden çıktığında babasının, ağzındaki sigarayı çıkarmaya tenezzül etmeden, Kader'i kolundan tutup eve geri sokması. Ki bir başka Kader dedi ki, babası o kadar şişmanmış ki, Kader'i okula göndermesini istesek, bizi döverken üstümüzden geçermiş. Ezilirmişiz. Bu bilgiyi aktaran çocuğun adı da Kader. Az önce belirttiğim gibi. Temsili falan değil. 

Orhan Veli bir başka şiirinde
''Bu evin bir köpeği vardı;
Kıvır kıvırdı, adı Çinçon'du, öldü.
Bir de kedisi vardı: Maviş,
Kayboldu.
Evin kızı gelin oldu,
Küçük Bey sınıfı geçti.
Daha böyle acı, tatlı
Neler oldu bir yıl içinde!
Oldu ya, olanların hepsi böyle...
Hayat böyle zaten!..''

Benim hayatımda 1 yıl içinde ne oldu şiiri yazayım o zaman ben de. Hem Aziz Nesin'i yalancı çıkarmak olmaz. ''Türkiye'de her 3 kişiden 4'ü şairdir'' demişti. 

Bu evin bir hanımı vardı,
Kıpır kıpırdı, adı Tuba'ydı, gitti.
Bir de misafirleri eksik olmazdı
Eksik oldular.
Bu evin turuncu japonbalıkları vardı.
Evin hanımı hiç üşenmez, gün aşırı koca akvaryumu temizlerdi. 
Balıklar öldü. 
Akvaryum depoya indi.
Şuh kahkahalı şen Tuba taşındı,
Eve kızları doldurup kısır yapan Tuba, kaçırıldı.
Telefonu ve sosyal medyayı bırakan, komşulara sadece merdivende selam veren, bakkal muhabbet açar şimdi ne gerek var deyip, ekmek almaya bile BİM'e giden, kapı zilini söken, yönetici her ay aidat istemek için muhattap olmasın diye aidatı 1 yıllık peşin veren, ailesine olan sevgi eksikliğini, onlara her hafta aldığı hediyelerle çiçeklerle hasıraltı eden, öğretmenleri görmemek için bir kaç yıldır öğretmen odasına ve çay ocağına hiç girmeyen, can ciğer kuzu sarması olduğu arkadaşlarıyla bağları koparıp, onların da aynısını yapmasını bekleyen, yapmadıklarında sinirlenip daha da uzaklaşan, daha çok yalnız kalabilmek için her türlü yalanı söyleyen, yeni insanlarla tanışırım korkusuyla bilumum sosyal etkinlikten, hobiden, faaliyetten uzak duran, hayatına girip çıkan insanlar tarafından mütemadiyen bencil ve vefasız olmakla suçlanan, bu suçlamalar karşısında kendini savunmak yerine daha da uzaklaşan
nemrut Tuba geldi.
Daha böyle acı, tatlı
Neler oldu bir yıl içinde!
Oldu ya, olanların hepsi böyle...
Hayat böyle zaten!





















Yorumlar

  1. Sen benim hayallerimi yasiyorsun,ne mutlu sana.Zorluklarla yalnız başına uğraşmaktan oluyor bütün bunlar bence. Sürekli sosyallesmek zorundaymis gibi yaşayan insanlar cok tuhaf geliyor bana. UGT

    YanıtlaSil
  2. Bir önceki yorumu "copy paste" yapmalı.. Ben de bekarken böyleydim şimdi de o yıllarıma özlem duyuyorum. Eşimle hep problem yaşıyoruz, kimse eve gelsin gitsin istemiyorum. Tek kişilik hayatım gibi şimdi de 4 kişilik yalnızlığımız olsun istiyorum ama olmuyor tabikisi..

    YanıtlaSil
  3. nerdesin gız ,seni bulmaktan ümidimi kesmiştim ki buldum yine,yalnızlığın insanı saran gittikçe içine çeken bataklık gibi bir etkisi var,sosyal fobi dedikleri bu heralde,hikikomori de aynısı mıydı,bilmem ,tek bildiğim bu yolun yol olmadığı bacım,5 yıllık kalkınma planlarım içinde insan içine karışmak baş sırada ,bu kadar steril ortam iyi değil bünyeye zarar,sosyal ortama mecburen
    girince nasıll davranacağımı şaşırıyorum,ya çok susuyorum ya fazla konuşuyorum,amaaan be ne biçim bişey oldum ben böyle mi olacaktım:(zalımsın hayat:(

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Allahını seven üstüme çanta atsın!! (İmza: Bütün kadınlar)