Philips Reklamı Ve Kendi Reklamım Ürün Yerleştirme

IPL Epilatör alacağım. Yani bana kredi kartı veren bir banka bulursam. Ya da klima gibi bunu da ağabeyimin kartıyla alırım. Philips 1997'de karar kıldım. (sanırım)

Yakala.co kampanyasıyla 5 seansı 50 liraya lazere gitmiştim. Giderken iyi hoş dökülüyor. Ama bırakınca eski haline dönüyor. Bari evde elimin altında bir alet olsun da, dizi izlerken dikşııın dikşıııın diye kılları vurayım.

Yorumlar, videolar falan en iyisi Philips diyor. Onun da normal modeli kablosuz. Şarj saçmalığıyla uğraşamam. Takarım fişi, bitiririm işi.

Birazdan okul kursuna gideceğim. İlk kez kursta görev alıyorum. Mecbur kaldım. 5'lere gireceğim. Normalde 2,3,4 ve 8'e giriyorum. Durumlarını görmek için bir sözlü yoklama yaparım. Ardından ilk üniteleri, neydi adı, hah Daily Routines'ten başlarım. Zümrem zaten düz anlatımın anasını ağlattı bugüne kadar. Herif var gücüyle bağıra bağıra ders anlatıyor. Bütün okul öğreniyor. Ama kendi anlatıyor, kendi dinliyor, tahtaya kendi yazıyor, kelime listesi verip ezberletiyor. 

Boğazını patlatıp hastalıklara kalıyor. 

Sonuç:

What time do you get up on weekdays? diye sorunca gözüne far tutulmuş gibi bakan çocuklar.

Zümremi iyi gömdüm.

Kuaförün saçını eline alıp, iğrenme ile karışık aşağılayıcı bakışlarıyla, kim kesti bu saçı demesi..

Youtube'dan Dream English Matt'in Daily Routines şarkısını indirdim. Onu öğreteceğim.

Ortaokulda Almanca dersi görmüştük. Haftada 2 saat. Pek de sallamazdık. Ezberlenmesi gereken bir ton artikel ve isim vardı. Hiç bir şey hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, renkler şarkısı ile aylar şarkısı. Dolayısıyla da Almanca renk isimleri ve ay isimleri. Şarkıların büyülü dünyasını severim. İstemesen bile farkında olmadan bir şeyler öğretir sana. Sonra istesen de unutmazsın. 

Bknz. Yandım bir daha abuçiçiçiçiçi Oyna bir daha abuçiçiçiçiçiçi

You're just a foolish casanova! 

Her konuyu şarkıyla öğretip, sonra her işi çocuklara yaptırırım. Tahtaya ben yazmam. Onlar yazar. Malumunuz, İngilizce'nin yazılışı ile okunuşu bir hayli farklı. Soruları birbirlerine kendileri sorarlar. Böylece sadece sorulan sorulara cevap vermeyi değil, soru üretmeyi de öğrenirler.

Kendimi yeterince övdüm. 

Hem bakmayın bu kadar övdüğüme. O kadar seviyorum ki, malikanemde boş boş yatmayı, okula 3 gün gidiyorum. Bütün ek dersleri zümrelerim alsın. Ev kredisine falan girsinler. Sonra yazlığa girsinler. Allaha çok şükür, devlet babanın verdiği maaş bana yetiyor. Bu kurs işi de bu hafta çıktı. Bugün de gidince haftada 4 gün olacak. Onlar da tam bir gün sayılmaz sonuçta. Yarım gün.

Yine öğretmen milleti olarak yata yata maaş alıyoruz. Ooooovvv yeeeeaaa!

Şimdi size akşamları evde, okulda yapacaklarımın ne kadar araştırmasını yaptığımız, ne çok kağıt hazırladığımı, ödev okuyup, her öğrencinin eksiğini tespit edip, o öğrenciyle o konuda ayrıca çalışma yapmak için yeni kağıtlar hazırladığımı falan anlatıp, duygu sömürüsü yapmayayım. 

Eve taşınmayan iş yoktur herhalde yaa..

İşi taşımasan bile sinirini taşırsın.
Uğradığın haksızlıkları taşırsın.
Adam kayırmaları, mobbingleri taşırsın.
O bana hoşt dediğinde cevabı yapıştırsaydım ''hav'' diyelerini taşırsın. 

Saçım boynumu sırılsıklam etti. Kurutayım da, iki dilim ekmek kızartıp, peynir zeytinle yiyip, yola koyulayım. Okulum azıcık uzak. 45 kmcik.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Entel Görünümlü Zengin Koca Avcısı