Buna Maruz Kalmak Zorunda Değilsiniz

Az idare edeceksiniz beni. Lütfedin. Şurada ağız tadıyla aşk acısı çekeyim. Arkadaşlarımın yanında yapamıyorum. Azarlıyorlar. ''Saçmalama Tuba. Aşık falan değilsin. Hırs yaptın.'' 
''Sevmiyorsun. Sevsen kıro olduğunu fark etmezdin.''
''Sevsen bize laf söyletmezdin.''
''Aşık değilsin sen. Aşık olsaydın ben anlardım.''

Offf!
Bir susun yaaa! İlla her şeye bir isim takacaksınız. Neyse ki şarkılar sizin kadar sığ değil. Aşığım ya da değilim. Adı her neyse. Ne önemi var ki isimlerin. Eşyanın adı var. İnsanın var. Hayvanlara bile isim taktınız. Duygularıma da isim vermeyiverin bir zahmet. Aşk, ego zedelenmesi, hırs, kovalamaca, kompleks.. Falan şeşmekan. 

Yaa azıcık köşeme çekilip dertlenemeyecek miyim? Ağlamıyorum, kendimi yerden yere atmıyorum, mesaj atmayayım diye kollarımı size bağlatmıyorum. Ben de aşk acımı şiir okuyarak, şarkı dinleyerek yaşıyorum. 

Neden hep gülmek ve güldürmek zorundaymışım gibi davranıyorsunuz? Halbuki bir sussanız, iki üç gün esmer günler yaşayıp, sonra yine kaldığımız yerden sizi güldürmeye, erkeklere giydirmeye devam edeceğim. 

Ara sıra arabeskleşmeyi seviyorum. Hatta o sırada hayalimde bir erkek olması bile gerekmiyor. Oturup bütün eski sevgililere eski platoniklere şiir okuyabilirim. Ne var yani? Sırf istediğim an arabeskleşemem diye korktuğumdan da evlenmem belki. 

O Narsist Ormanınkralı var ya, hatta adı Narsist OrmanınKIRALI olsun. Ona tam olarak bu yakışır. Bağlaç olan De'yi kelimeye birleştirip, bir de ekmiş gibi d harfini t yapan cahil kıro. İşte ona ithafen Aşkın Nur Yengi çalıyor şimdi. Susma. ''Bu kadar mağrur olma, inan sen olmasan bile hayat devam eder, doğar güneş.''

Narsist Ormanınkıralı da severdi şarkılarla gönderme yapmayı. Hatta şarkıları benden daha çok seven bir erkek olmaz sandığım için kapıldım bu dişlerini en son ne zaman fırçaladığını bilmediğim küllük ağızlı kıllı omza. 

Bana en son ses kaydı yapıp gönderdiği şarkı: ''Üç gün dedin beş gün dedin aylar oldu gelmedin, geçen cuma gelecektin, aylar oldu gelmedin!''


Ay aman bacaklarını ayıra ayıra yürüyen Narsist, iyi ki sesin güzel. İyi ki İbrahim Tatlıses'in veliahtısın. İyi ki kırolukta onunla yarışıyorsun. Çok fakirsin. Ve bu fakirliğin midemi bulandırıyor. 
Şimdi bu yazdıklarımı okuyanlar benden nefret edecek. Ne kadar da nefret dolu bir kadın. Ne kadar da kötü kalpli diyecekler. 

Aman ne derlerse desinler. Kendini zenginmiş gibi göstermeye çalışan bir fakir bu benimki desem, belki biraz sempati toplarım. Hani herif o kadar görgüsüz ki, bu kadar görgüsüz olduğuna göre kesin zengin, dersiniz. Ama inanın, çok fakir. 

Bir de bir keresinde Recep İvedik'e gitmeyi önermişti bana. Keşke orada onu aşağılayıp aşağılayıp, hıhh deyip, arkamı dönüp gitseydim. 

İkinci buluşmamızda onu Karanlığın Elli Tonu'na götüren de benim. Adana'ya güzel film gelmiyor. Bu kıro cahil de tiyatroya gelmiyor. Konsere de benimle gitmiyordu işim var falan diyerek. Kendini zengin ve havalı göstermek istediği kızlarla gidiyordu. Nedense bana bütün fakirliğini en başından gösterdi. Yani bana rol yapma gereği bile duymadı. Nasıl çantada keklik olduysam artık. E sen adamı Karanlığın Elli Tonu'na götürürsen .. 

Uzun uzun aşkını anlatan kızlardan oldum. Aferin bana.

Daha bu bir şey mi? Upuzun mesajına tek kelimeyle cevap verilen kızlardan bile oldum bu ay.

Bunlar hep bir daha genç olamam, aşk meşk yaşayamam korkumdan oldu. 

Bir daha yaşlı adamın genç sevgilisi olamam korkusundan 52 yaşındaki bir Kartzampara Escortsevergil'le de görüştüm bir kaç ay önce. Çünkü o zaman 29 yaşındaydım. Yaşlanmadan önce yapmadığım bir şeyi yapmam gerekiyordu. Yaşlı adamın genç sevgilisi olmak. Çok sevmiştim yaşlı adamın genç sevgilisi olmayı. Tam kafam rahatladı. Böyle çok güzelmiş. Ölü adamın orta yaşlı sevgilisi olana dek bu Kartzampara Escortsevergil'le devam ederim diyordum ki... Kendisinin bir escortsever olduğunu öğrenip, topukladım. 

İşte son 6 ayda kendime bunları yaptım. Arabeske bağlamak en tabii hakkım. Biraz Aşkın Nur Yengi daha dinleyeyim hele. 

Soğuyun benden haydi! Haydi soğuyun! Çünkü sizler birer meleksiniz. 


(Deli Cezmi)


Yorumlar

  1. Eli yüzü düzgün öğretmen kız sen mısın bu? Ben Işıl. Hani şu senin ve blogunun en büyük hayranı Işıl. Şuan inanılmaz duygular içindeyim. Senin en son bir yazını okumuştum. Bir rüya gördüğünden ve namaza başladığından bahsediyordun. O yazının üzerinden çok geçmeden yine bloguna açıp bakacaktim ki, blog kaldırıldı yazıyordu. O günden bu güne defalarca baktım bloguna. Bir ümit belki geri gelmiştir diye ama yok. Tüm yazılar silinmiş sen yoksun. Üstelik Facebook'da da yoksun. Tamamen ortadan kayboldun. Hatta senin ve blogun üzerine birkaç kez bir arkadaşımla konuştum. Blogunu ve tüm yazıları kaldırmış silmiş. İki sebebi olabilir. Son gonderisinde rüyasından ve namaza başladığından bahsetmişti. Zamanında radikal bir kararla makyaj yapmayı da bırakmıştı. Yine öyle bir karar alıp blogunu kaldırmış olabilir mı, yani kendini tamamen dine vermiş ve tüm bu yazıları saçma bulmuş olabilir mi dedim. İkinci ihtimal ise, yazılarında daha önce belirttiği gibi zengin koca buldu ve blogunu imha etti. Yani inşallah ikisi de olmuştur ama keşke o güzelim yazılar o efsane blog gitmeseydi. Keşke daha önceden tüm yazdıklarını bir kenara kopyalasaydim diye konuştuk arkadaşımla. Düşün yani o kadar üzüldüm bu duruma. Ve az önce yine Google da eli yüzü düzgün öğretmen kız yazıp blogunu arattim. Ve papucumun leydisi sayfasına tikladim yine umutsuzca. Ama ne göreyim. İşte sen burdasın. Altın bulmuş gibi oldum. Birazdan tüm geçmiş yazılarına bakacağım. Eli yüzü düzgün öğretmen kız blogunda olanların hepsi duruyor mu diye. Hatta hemen arkadaşıma da yazayım bizim kız geri dönmüş diye. Neden blogunu kapattın. Ayrıca aradan geçen zamanda neler neler yaşamışsin, mesela bu gonderinde yazılanlar bile yeter. Neyse, seni bir şekilde tekrar bulduğuma çok ama çok sevindim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işıl, bir insana değerli hissettirmeyi biliyorsun. Arkadaşların çok şanslı. O bahsettiğin rüyanın etkisi bir kaç gün sürdü sadece. Tipik bir arlanmaz olarak eski gevşekliğime döndüm. Zengin koca da bulmadım henüz ama son iki aydır çok iyi çalışıyorum bu konuda. Kısmetinin üstüne atla diyen teyzelerin tavsiyesine uymaya başladım. Narsist Ormanınkıralı diye bahsettiğim 2 aylık varoş sevgilimi falan unuttum gitti. Bir sürü kişiyle tanıştım. Tanışmaya da devam ediyorum. Hayatımın en verimli çağındayım. Son bir aydır özellikle. Şu var: Aslında evlenmek istemiyorum. Hele çocuk.. Hiç. Evlenilmek istenecek kadar çok sevilmek istiyorum. Sevgiye boğulmak istiyorum. Ama onu bunu çatlatmak ve anne babamı sevindirmek için evlenirim belki. Ha sonra sıkılırım biliyorum. Flörtü özlerim. Boşanırım sonra. Ama bunları düşünmek istemiyorum. Şu an sadece bu akşamki yemek randevumda ne giyeceğimi düşünüp, heyecanlanmak istiyorum. Bu heyecanla giyinme odamı baştan aşağı temizleyeceğim şimdi. :)

      Blog adını, ablama yakalandığımdan endişelendiğim için değiştirdim. Riske giremezdim.

      Sil
    2. Blog adını neden değiştirdiğinin detaylarını okudum daha sonra. Narsist Ormaninkirali rumuzlu varoşu unutmana, kendine gelmene sevindim. Onunla ilgili yazdığın yazıları da okudum çünkü sonradan.
      Her şey gönlünce gider inşallah. Yeni yazılarını da sabırsızlıkla bekliyorum.

      Sil
  2. Slm Tuba... Işılla seni çok merak ettik ... bir yandan blogun kaybolmasına üzülüp diğer yandan hayatında güzel gelişmeler olmuştur diye umut edip sevinmeye çalışmıştık... neyseki bulduk tekrar... isim değişikliğinden sonraki tüm gönderileri okudum... yorum yapacağım... ama sakin kafayla... özlettin kendini eli yüzü düzgün öğretmen kız seni!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Taklitçi Geldi Haaaanııııımmm