''Yine de yeni güne inanmaya sebebim çok''

Ev hanımlığı, boktan bir meslek. 24 saat çalışıp, maaş almadığın türden. Hayati riskleri de var üstelik. Evhanımıysanız bir de her gün öğle saatlerinde kornaya abanan ve ardından ''süt geldiii!'' diye bağıran adamı işitmek zorundasınız. Sonrasında ne bütün saç kıllarını 2400 wattla çektiğiniz halıya bakıp mutlu olabilirsiniz, ne de mis gibi yıkadığınız balkonda içtiğiniz kahvenin indirimden aldığınız fincanına. Ama 3 yıldır dinlemek zorunda kaldığınız herifin, komşunuza süt verirken, ''Mayan var mı maya vereyim mi?'' dediğini duyunca o sütü döken gariban kediye dönersiniz. Facebook'ta üye olduğum organik beslen temalı grupta biri sormuştu, ''Maya yoksa ne yapabiliriz?''  Arkadaş listemde kimse yok nasıl olsa, herkese açık gruplara yaptığım aptalca yorumları ana sayfada görüp, benden soğuyacak kimse de yok. ''Komşudan isteyebiliriz'' yazıp, yanına kalp koydum. Maya isteyebileceğimiz kadarcık bir komşuluğumuz yoksa da yuh bize artık. 

Facebook'u kapattığımı sanıyordunuz, değil mi? En kötü alışkanlığım, hiç de yalan söylenmesine gerek olmayan konularda yalan söylemek. Çoğunluğun yalan söylediği ya da en azından gizlediği şeyleri ise, ''Ben buyum işinize geliyorsa'' başlığı altında dürüstçe söylemek. 

Hayır yani, ne gerek var Facebook'u kapattım yalanı atmaya. Gerçek bir ergen gibi.. Hımm.. Sayayım... Garanti, Kakara, Firdevs, Betty, Yıldız... 4 tane Facebook hesabım var. 5 etmiş. Yuh!!

İkisinde hiç arkadaşım yok. Vardı da, engellemiştim hepsini. Yalnız kalmak için. Onları kapatmama sebebim iyi bir anı albümü olarak görmem.

İkisinde 1'er arkadaşım var. 1'i onu bunu kurcalayıp, sonra çok üzülüp ağlamak için. 1'i bebek yeğenimin fotoğraf ve videolarını almak için.

1'i ise 4 can ciğer kuzu sarması arkadaşımla saçmalayabilmek için. 

Dolayısıyla söylediğim çoğu yalanı da yavaştan yakalamaya başlayabilirsiniz.

Telefon kullanmadığım da bir süredir yalan. Beni çok darladığını hissettiğim bir kaç kişiden ötürü bırakmıştım. 1 yıl kullanmadım. Sonra diplomasız psikolog ablam, telefonun seni kullanmasına izin vermedikten sonra telefon kullanmanın kötü bir şey olmadığını, Whatsapp diye bir şeyin iyi ve var olduğunu, beğenmediklerimi engelleyebildiğimi söyledi. 

Şimdi telefon kullanıyorum. 2 telefon kullanıyorum. Biri oldukça akıllı olan Iphone. O kadar da akıllı değil yani. 5 numaralı modeli. Rehberimdekiler: annem, ablam, ağabeyim, gelin, dünyada konuştuğum tek akrabam (arkadaş grubumun bel kemiği Kara Şimşek), nişanlı Emli enik, dünyadaki tek kankam Suphi, un beyazı Charlotte, kendisi olmasa okula katlanamayacağım arkadaşım Mergen, bir kişi daha var.Ağabeyimden başka rehberimdeki tek erkek. 

Söylemeyeceğim onu. İşiniz gücünüz bir bok bilmediğiniz hayatları yargılamak çünkü. Hoş, ben de aynen öyle yapıyorum da..

Diğer telefonum sadece arama yapılan ve mesaj yazılan, Hepsiburada'dan 60 liraya aldığım hafif mi hafif, küçük mü küçük Tinmo. Onda da 15 kişi falan kayıtlı. Komşular, sucu, elektrikçi, terzi, salça falan aldığım bir velim, okul idaresi, olsa da olur olmasa da olur bir iki arkadaş. Yine bilseniz yargılayacağınız bir erkek. 
Belki de yargılamazsınız, bilmem. Ben önlemimi alayım da. Kadın-erkek arkadaşlığına hiç inanmadığım için hep yargılarım ben. Tilkiden post, erkekten dost olmaz derim. Benim kafa sadece belden aşağı kısma çalışıyor bence. Onedio testlerinde bile PARA çıkmasını beklediğim sonuçlar hep SEKS çıkıyor.

Cumartesi Yılmaz Erdoğan'ın tek kişilik gösterisi Münakaşa'ya gideceğim. Pazar da aynı yerde, yani Çukurova Üniversitesi amfi tiyatroda Sıla konseri var. Adana gibi pek bir asosyal şehirde şimdiye kadar 3 ya da 4 kez Sıla konserine gittim. En son Hilton'da epeyce para döktüm. Bir öğretmen için epeyce yani. Bu kez dünyadaki tek akrabam da olacak. 2 kişi 2 para vereceğiz. Ne gerek var? Geçenlerde Teoman-Duman konserine para verdiğime üzüldüm. Millet amfi tiyatronun dışında çimenlere yayılmış, beleş dinliyordu konseri. Bu kez ben de Sıla'da öyle yapacağım.

Psikologa şu 2 aylık kadife sesli keko sevgilimin İbrahim Tatlıses dinlemesinden ne çok rahatsız olduğumu söylediğimde, bütün içtenliğiyle, benim de Sıla ve Ziynet Sali dinlediğimi, herkese hitap eden sıradan bir müzik zevkim olduğunu söylemişti. Kadın her konuda olduğu gibi bunda da haklıydı da, bazı konularda ağzımdan zorla laf alan kadife sesli termal içlik bakışlı sevgilim, psikologu değiştirmemi önermişti. Diplomasını bakkaldan aldığını iddia etmişti. Ohhh! Ben de bir güzel savundum psikologumu. İyelik eki kullandığıma bakmayın. Kadının adını unuttum resmen. Kadını çok güzel savundum da, sonra gitmeyi bıraktım. Herkesin her dediğine kapılıyorum. Sallamıyor ayaklarım falan palavra yani.

Yalanlar istiyorsanız yalanlar söyleyeyim. Aşırı fazla. Her şeyimi bütün çıplaklığıyla bilen kimse yok dünyada. Buna güveniyorum. Mesela sana, Seda ile buluşacağım diyorsam aslında Melek ile buluşacağımdır. Ve hatta aslında evden bile çıkmayacağımdır. Sadece kendimi pek sosyal göstermek için uyduruyorumdur. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim gibi malgöz olmayın

Allahını seven üstüme çanta atsın!! (İmza: Bütün kadınlar)