Eli Yüzü Düzgün Kiracı Kız Yine Taşındı

Hiçbir semtte berberin olmadı,
1954-1980 yılları arasında,
26 yılda 28 ev değiştirdin;
Leke kuşağı nasıl bilmez seni!

Arabesk nedir diye düşünmüştünüz:
Şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde;
Eşitlik midir komedya, içtenlik mi, 
Erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?

Yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


(Cemal Süreya)


30 yılda 30 ev değiştirdim. Cemal Süreya'ya selamlar... Yalan söylemeye bayılırım. Çoğu zaman kendim bile inanacak kadar çok yalan söylerim. Yalancı çobanın hikayesine öykünmezseniz, 30 meselesi doğru. Ortalama 20 tanesinin sebebi parasızlık, 10 tanesinin keyfi. 10 fazla oldu da neyse. Kendime acımayı abartmak istemedim. 

Bu satırları size Kahve Dünyası'nda yoğurt dondurması yerken yazıyorum. Çünkü evime henüz internet bağlanmadı. 

Kızlar, bloga bir şey yazmıyorsam iki sebebi vardır:

a) Ölmüşümdür.
b) Çok mutluyumdur.

Bu kez cevap yine b. Narsist Ormanınkıralı sağ olsun kısmetimi açtı. Üzülmeyin haa, aşk acısı falan çekmiyorum. Geçti. Bugün vasati 58 derecede Fırtına Cooper'ımla A101'e doğru seyrederken, birden müzik flashdiskimde Narsist'in güzel sesiyle, Emrah'ın Belalım Benim şarkısının üstüne yaptığı ses kaydı açıldı. Vasati 58 derece olmasa, aşk acım depreşirdi, ağlardım. O sıcakta aşk falan umrunda olmuyor insanın. A101'e varana kadar da zaten klima soğutmaya başlamıyor. Peynir reyonunun önü fena değil. 

Neyse, bu Narsist Ormanınkıralı var ya, kısmetimi açtı. Nasıl oldu demeyin, oldu. Dişlerini en son ne zaman fırçaladığını sadece Allah'ın ve fakirlikten sayısı belli olmayan ev arkadaşlarının bildiği Narsist'ten ayrıldıktan sonra kapının önünde iftarda kebapçı kuyruğu başladı. Kısmetim o kadar açıldı ki, evlenmekten bayaa bildiğiniz vazgeçtim. Açık büfe varken neden kahvaltı tabağı alayım ki?

Kahve Dünyası'nda yoğurt dondurması güzel. Siz de yiyin. 

Narsist'ten ayrıldığım dönemle ailemle vefa ve can ile kan borcu temalı ilişkilerimi gözden geçirme zamanım denk geldi. Büyük bir karar aldım. Adana'yı, Adanam'ı terk etmeliyim artık dedim. Burhaniye'ye yerleşip erken emeklilik tadında bir hayat yaşayacaktım. Burhaniye diye bir yeri önceden ne gördüm, ne duydum. Evimi ilk kez gören bir misafir, böyle bir şirin ilçe olduğundan ve orada yaşamam gerektiğinden söz etti. Başta saçma geldi. Büyük şehre alışmıştım. Ama büyük şehir de olsa, Adana aslında bir köydü. İlçe de olsa Kuzey Ege'de her yer ''duyduğuma göre'' Paris'ti. 

Geçen yılın ildışı atamalarına baktım. Burhaniye'de ingilizce öğretmeni ihtiyacı yok. Sıkı durun, kısmetim öyle bir açıldı ki, Burhaniye'li biriyle tanıştırıldım. Telefonlaştık falan. Aşık olduk. Yani o bana oldu. Ben aşık olmam. Beni rahat yaşatacak, yanında kendimi evimde hissedebileceğim bir adama varırım. Bir kaç hafta yazıştık, konuştuk. Biletimi aldım. Burhaniye'ye gidip, hem Burhaniye'yi, hem evleneceğim adamı tanıyacağım. Aralıkta zorunlu hizmetim bitiyor. Ocakta evlenir, yarıyıl tatilinde arkama bakmadan eş durumundan Burhaniye'ye giderim diyordum. 

Olmadı. Müstakbel kocam, bir LOSER çıktı. 33 yaşında ve babasından harçlık alıyor. Tavsiye ettiği kitabı da almıştım oysa. Hala okumadım ama sorsa, iki dakikada Ekşisözlük'ten falan bir iki alıntı bulup, okuduğuma insandırırdım. Maksat mutlu olsun.

Babası zengin şimdi Allah var. Ama harçlıkla yaşayan biriyle evlenemem. 

Uçak biletimi iptal ettirdim. Babasıyla küsüp, İzmir'e annesinin yanına taşınmış. 

Babasıyla mı evlensem?

Neyse, haberlerini alıyorum ortak arkadaşımızdan. İçip içip Tuuuubaaaa diye inliyormuş. Sevindim. 

Yorumlar

  1. Aaa Burhaniye Gelibolu'ya cok yakın. Gelibolulu'yum da. Gercekten güzeldir buralar. Tabii konunun özü bu değil farkındayım. Civi çiviyi söker diye boşuna dememişler yahu! Yeni evinde gule gule otur bu arada.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Alkışlayan eller dert görmesin

Bu blogdaki popüler yayınlar

İrem Çağıl

Eli yüzü düzgün öğretmen kız takip altında